Vietnam beni sasirtti.
Ani sekilde degisen planim ve Laos
yerine Vietnam’a gecisim sebebi ile dersime yeterince calisamamistim (hos,
vaktim olunca da pek calismiyorum ya). Tek bildigim yolda tanistigim herkesin
ulkeyi Kuzey ve Guney diye ayirmasi, insanlarini yok asagilar iyiymis, yok
Hanoi tarafi suratsizmis gibi kategorize etmis olmalariydi. Ama tamamen aksini
soyleyenler de oldu. O yuzden her zamanki gibi kimseye kulak asmayip, beklenti
yaratmadan kendi tecrubeni yasamak en iyisi..
Bir kere cografi acidan neredeyse bir fenomen bu topraklar.
Haritayi elinize alip baktiginizda ulkenin ne kadar sacma bir sekle sahip oldugunu
goruyorsunuz. Bulimia olmus modern kadin gibi incecik ve kucuk duruyor. Ama yuz
olcumune gore Ingiltere’den buyuk. Ve bu ince uzun yapi sebebi ile Kuzey-Guney
diye ayirmak cok daha kolay oluyor.
Biz Vietnam’i sadece Amerikalilar’dan ve elbette Rambo’dan
ogrendik. Onlar da gunah cikardiklari zamanlar haric hep ocu gibi, seytan gibi
gosterdiler bu milleti. Benim zihnimde yillarca tarafsiz bir bakis acisi
olamadi hic, Hollywood her zamanki gibi
isini iyi yapmis..
Yakin tarihi kisaca biraz anlatacagim, boylece neler
yasandigini daha iyi anlamak mumkun olabilir.. 19. Yuzyil sonlari ve 1940’lara
kadar Fransizlar ulkeyi Indochina catisi altina alip istila ediyorlar. Bu
doneme kadar yaklasik 1000 sene boyunca, yani Cin’den bagimsizliklarini
aldiklari zamandan beri, sinirlari guclu dusmanlarla cevrili olmasina ve
defalarca saldiriya ugramalarina ragmen hic bagimsizliklarini kaybetmemisler.
Fransiz istilasi ile bir ilk gerceklesiyor. Ve Kuzeyde bir lider, Ho Chi Min;
kuvvetlerini toplayip Fransizlara savas aciyor. Ve bunu yaparken tarih
sayfalarini tamamen degistirecek bir olaylar dongusu yasaniyor.
Ho Chi Min (Kisaca "Uncle Ho")
Amerika Birlesik Devletleri’ne mektup yazip Fransizlari ulkeden kovmak icin
yardim istiyor. Amerikalilar bunu kabul etmediklerinde ise ayni yardimi
Rusya’dan talep ediyor ve Moskova hemen silah ve muhimmat, ayrica egitim
yardimi ile beraber para yolluyor. Bu gucle kuzey ordulari Fransizlari ulkeden
atiyorlar. Ve memleket kizila burunmeye, komunist olmaya basliyor bile. Ho Chi
Min ulkeyi birlestirmek icin guneye saldiriyor. Amerika’nin eteklerinin
tutustugu donem de buraya denk geliyor zaten. Yani ilk teklif kabul edilse
tarih bambaska sekilde yazilirdi..
Bizim filmlerden bildigimiz savas bu andan sonra basliyor
(bilmeyene not: ilgilenenler tarihe “Pentagon Papers” diye gecen ve Pentagon’un
savas cikarmak icin nasil yanlis belgeler yarattigini ve tarihin en buyuk
skandallarindan birinin nasil orataya ciktigini okuyabilirler. Bu belgeleri
ortaya cikaran New York Times’in devlet eliyle ayni gun toplatildigini, ama
NYT’in kendi devletini, kendi mahkemelerinde dava etmesine ve o hakimlerin
kendi devletini suclu bulabilmesine sasirabilirsiniz. Tabi bugun bizim
demokrasimizle kiyasladiginizda. O sevmedigimiz ulke bu yuzden bu kadar buyuk
bir guc galiba) .
Ve yillarca suren catismalarin sonunda Amerika evine rezil olup kuyrugu bacaklari arasinda donerken Ho Chi Min, Kuzey Guney sinirini ortadan kaldirmis bir lider olarak tarihteki yerini aliyor. Ama bu sinir tamamen siyasi olarak kalkmis durumda. Kuzeyliler savas sirasina guneylilerin Amerikalilara yardim etmesini (ya da isyan etmemesini), guneyliler de kuzeylilerin gelip o hisimla mezarliklar dahil her yeri yerle bir etmesini affedemiyorlar. Ama yeni jenerasyonun bunlarla ilgilendigi pek yok.
Ve Amerika, burnu buyuk Amerika. Hukumettekiler bu gururlu halki ve tarihlerini biraz okumus olsalar, o savasa girmeyi bir kez daha dusunurlerdi muhtemelen..
Ve yillarca suren catismalarin sonunda Amerika evine rezil olup kuyrugu bacaklari arasinda donerken Ho Chi Min, Kuzey Guney sinirini ortadan kaldirmis bir lider olarak tarihteki yerini aliyor. Ama bu sinir tamamen siyasi olarak kalkmis durumda. Kuzeyliler savas sirasina guneylilerin Amerikalilara yardim etmesini (ya da isyan etmemesini), guneyliler de kuzeylilerin gelip o hisimla mezarliklar dahil her yeri yerle bir etmesini affedemiyorlar. Ama yeni jenerasyonun bunlarla ilgilendigi pek yok.
Ve Amerika, burnu buyuk Amerika. Hukumettekiler bu gururlu halki ve tarihlerini biraz okumus olsalar, o savasa girmeyi bir kez daha dusunurlerdi muhtemelen..
Ho Chi Min burada Ataturk gibi ve saygiyi sonuna kadar hak
ediyor. Sadece savas kazanmasi ile degil, ulkenin durumu ve 30-40 yil sonra
insanlarin egitim seviyeleri, mutluluk halleri, kendine yeten ekonomisi ile
temelleri dogru atilmis bir siyasi olusum var ortada.. Gecen sene %8 buyumus
bir ekonomiden soz ediyoruz. Vietnam kesinlikle bu topraklarin yukselen
yildizi.
Ulkeyi gezmenin klasik rotasi Kuzey’den Guney’e inmek. Belki de o yuzden insanlar Kuzey’i o kadar sevmiyorlar bilemiyorum. Daha sakin, turistle daha az ilgili ve parasini koparmaya calismayan, umursamayan bir toplum var burada.. eller havaya yasasin dolar demiyor kimse.
Zaten Vietnam
genelindeki en hos yanlardan biri Guney Asya’da hic bulamadiginiz bir ozellik.
Size gormezden geliyorlar. Garip, uzayli gibi gozlerini dikmiyor kimse, siz
iletisim kurmazsaniz genelde kimse ilgilenmiyor (saticilar, moto taksiler ve
dunya tatlisi, ingilizce gelistirmek isteyen gencler haric). Ve Hanoi’de ucaktan inip bu manzara ile
karsilasinca, guneyin sabahlar olmasin hali insani cezbediyor, ya da yanlis izlenim
birakiyor olabilir..
Ama tabi benim gibi tam tersi rota yapanlar da var.. Ve bunu
yapmanin en guzel, en eglenceli ve ideal yolu motosiklet satin almak. 100-luk,
125’lik manuel ve evladiyelik, eski ama tas gibi hondalar cok populer. Herkes
bir uctan satin aldigi motosiklet ile tum kiyi seridini boydan boya gecip diger
tarafta (Hanoi ya da Ho Chi Min) satiyor. Pek para da kaybedilmiyor, ozellikle
ulkeden cikis icin zamaniniz varsa ve olu fiyatina satmak zorunda degilseniz.
Motosiklet fiyatlari 200-300 dolar arasi degisiyor ki cok ama cok ucuz. Hele
iki kisi iseniz kesinlikle kacirilmamasi gereken bir sey. Mesela TET (Vietnam
yeni yili. Atimiz oldu bu sene) zamanina denk geldigim icin ulasima inanilmaz paralar odemek zorunda
kaldim. Eger iki kisi motosiklet satin alsak neredeyse ayni paraya her yeri
benzin dahil gonlumuzce gezebilirdik. Ve oyle ruhsat derdi filan da yok :) Buraya bir kez daha gelip ulkeyi
motosiklet ile gecmek ilerideki hayallerimden biri artik.
Ama bireysel olarak motosiklet kullanmak istemiyor ya da
bilmiyorsaniz nefis bir secenek sunuyor Vietnam gezenlere. “Easy Rider” denen,
guclu manuel motosikletler uzerinde artci olacaginiz, surucu ve rehber olarak
yerel biri ile herkesin goremeyecegi yerlere gitmek, lokal hayati tanimak da
ayrica tarifsiz. Fiyatlarini da pazarliksiz arastirdim. 5 gunluk bir tur
yaklasik 250 Euro civari. Tatil gecirmeye gelen insan icin ucuk fiyatlar
degil.. ve bunu istediginiz sehirde istediginiz yerlere gore kendiniz
programlayabilmek de mumkun..
Tabi soylentisini cok duydugum ama terube edenine rastlamadigim
bir noktayi da paylasmak lazim.. resmi olarak uluslararasi ehliyet burada
gecmiyor. Yani motosiklet kullanmaniz yasal olarak yasak. Eger ornegin benim
gibi ehliyetinizde (uluslararasi ehliyet degil, o baska bir sey) motosiklet
kullanabilme ibareniz varsa ingilizce indirilmis aciklamalari yaniniza almaniz
ve gerektiginde gostermeniz gerekecektir.
Ama genelde herkes yasak olarak arac kullandigindan, bazi
cakal Vietnamlilar’in gelip bilerek size carptigindan bahsediyorlar. Nasil olsa
suclu sizsiniz. Ve karsiliginda para istiyorlarmis. Tabi hala hayattaysaniz.
Dedigim gibi hep soyleni bunlar. Aksini yasayan onlarca insanla tanistim,
guvenli sekilde kuzey guney yapanlarla. Ama bu ihtimali de bir kenara yazmak
gerekebilir..
Kambocya’dan Vietnam’a girisin en kolay ve sorunsuz yolu
otobus ile sinir gecmek (Phnom Phen’den 10-14 dolar). Sinir gecisi 15 dakika
suruyor surmuyor (tabi ben her zamanki gibi sabahin koru bileti aldigim ve
kalabalik olusmadan gectigimden de olabilir). Ya da yine Phnom Phen’den 20
kusur dolar civari odeyerek botla sinira kadar gidebilirsiniz. Oradan tekrar
arac bulmaniz lazim. Ama nehir gecisinin cok keyifli oldugunu duydum,maddiyat
kisitim olmasa o yolu tercih edebilirdim.
Ho Chi Min – Saigon
Bir kere ortada bir isim karisikligi var. Phnom Phen’de acentalarin
duvardaki tarifelerden Saigon bileti arastiriken hic birinde aradigimi bulamadim. Sonra
ogrendim ki Vietnam sehrin adini degistirmis :)
Fransizlarin koydugu ve kullandigi Saigon yerine kendi liderlerinin ismini bu gayri
resmi baskente, hayatin merkezine vermisler.. ama sehirde herkes ikisini de
kullaniyor. Dogru diye bir sey yok anlayacaginiz.
Tum otobus firmalari, sehirler arasi ya da kambocya
otobusleri hep tek bir yere kadar geliyorlar. Sehrin tam merkezine, backpacker
dunyasina.. bu da farkli bir nokta; genelde sehrin icinde ama merkeze uzak bir yerlerde durulur
ki kucuk esnaf (moto taksi, tutktuk) sizi somurup para kazansin. Ama sehrin en
cafcafli yeri olmasina ragmen otobusler ortada fink atiyor.
Ben otobusten iner inmez sokla basladim Vietnam’a. Atm
kartim 8-10 tane denememe ragmen tum makineler tarafindan reddedildi. Panikle
ne yapacagimi dusunurken daha once denedigim bir makine bu sefer bir 100
dolarlik dong vermeyi lutfetti. (en fazla 2.000.000 dong, yani 100 dolar
cekebiliyorsunuz ve bankasina gore 1 dolardan 3 dolara kadar komisyon
kesiliyor).
Saat oglen 1 gibi oldugundan sirtimda cantam rahat rahat 5-6 farkli hostel gezip sonunda ilk denedigimi tercih ettim. La Famillie diye, guzel bir restoranin ust katinda 4 yatakli (ranza degil), ferah, televizyon ve modern bir banyosu olan dormitory’ye 5 dolar vermek oldukca iyi geldi. Gece sokaktan gelen muzik benim gibi zor begeniri bile uyuttuguna gore herkes kalabilir demektir. Ama illa sakin yer isterseniz “Hem 84 Bui Vien” tarafini tercih edebilirsiniz. Parki ve ana caddeyi paralel kesen bir cok sokaktan sadece biri.. Sakin ama odalardaki kalite acisindan bir sey diyemem cunku gormedim. Daha dogrusu gordum de geceydi emin degilim :)
Saat oglen 1 gibi oldugundan sirtimda cantam rahat rahat 5-6 farkli hostel gezip sonunda ilk denedigimi tercih ettim. La Famillie diye, guzel bir restoranin ust katinda 4 yatakli (ranza degil), ferah, televizyon ve modern bir banyosu olan dormitory’ye 5 dolar vermek oldukca iyi geldi. Gece sokaktan gelen muzik benim gibi zor begeniri bile uyuttuguna gore herkes kalabilir demektir. Ama illa sakin yer isterseniz “Hem 84 Bui Vien” tarafini tercih edebilirsiniz. Parki ve ana caddeyi paralel kesen bir cok sokaktan sadece biri.. Sakin ama odalardaki kalite acisindan bir sey diyemem cunku gormedim. Daha dogrusu gordum de geceydi emin degilim :)
Ben HCM’i cok ama cok begendim. Insanda yasanacak sehir
hissi uyandiran yerlerden biri. Renkli, enerjik, pozitif ve yasan bir sehir.
Sehrin her noktasinda spor yapan, her yastan insani gormek mumkun. Bir cok park
(duyuyor musun TopBAS) sehre serpistirilmis ve kitap okunan, uyunan, yurunen,
badmington oynanan’ aksamlari toplu dans dersleri alinan bir dunya var iceride.
Ve bu parklara ulasmak neredeyse kapinizdan cikmak kadar yakin ve kolay
oldugundan insanlar bu tip bir yasami benimsemisler..
Parklarda saatlerimi gecirdim, spor yapan bir cok insani
seyrettim.. Bir kere bile tartisma yasandigina sahit olmadim. Sadece gulen,
hata yapinca da gulen, kazaninca takim arkadasina gulen, kaybedince yine gulen,
kenarda oturup onlari izleyen down sendromlu cocuga gulumseyen garip bir
insanlar toplulugu var bu sehirde..
Ve tabi trafik.. Yollardaki motosiklet akinini, yogunlugunu
tarif etmek neredeyse mumkun degil. Sehrin kendisi gibi, hic durmayan bir
trafik var hayatin icinde.. yuzlerce motosiklet (her 50 aractan biri araba
genelde) surekli ve her yonden karsiniza cikiyor. Arkanizdan geliyor, ters
yonden burnunuzda bitiyor. Ve karsidan karsiya gecmek her seferinde bir
macera.. alistiktan sonra her gecis icin kaldirimin kenarina geldiginizde
yuzunuzde bir siritma beliriyor, ilk seferki tedirgin ve stresli halin aksine..
Baktiginizda intihar gibi gozuken ama ilk adimi atar atmaz yolun kendi kendine acildigi ve suruculerin size gore pozisyon ve hiz belirledikleri bir bilgisayar oyunu gibi.. en onemlisi durmamak, korkmadan harekete devam etmek ve mumkunse trafigin geldigi tarafa dogru duz bir cizgide ilerlemek.. HCM ve trafik, hayatimin unutulmazlari arasina girdi bile.. bu deneyimi unutmak mumkun degil, ya da baska bir yer ile kiyaslamak. Hindistan yollari ve trafigi sanki bagdat caddesinde karsidan karsiya gecmek gibi burasiyla tartiya koyunca..
Baktiginizda intihar gibi gozuken ama ilk adimi atar atmaz yolun kendi kendine acildigi ve suruculerin size gore pozisyon ve hiz belirledikleri bir bilgisayar oyunu gibi.. en onemlisi durmamak, korkmadan harekete devam etmek ve mumkunse trafigin geldigi tarafa dogru duz bir cizgide ilerlemek.. HCM ve trafik, hayatimin unutulmazlari arasina girdi bile.. bu deneyimi unutmak mumkun degil, ya da baska bir yer ile kiyaslamak. Hindistan yollari ve trafigi sanki bagdat caddesinde karsidan karsiya gecmek gibi burasiyla tartiya koyunca..
Bir de bu asagidaki fotograf size bir sey hatirlatiyor mu acaba :)
Sehirde neredeyse her sey yurume mesafesi, o yuzden bisiklet kiralamaya gerek yok. Ozellikle "Reunification" Muzesi cok ama cok carpici. Savasi yabanci gazetecilerin fotograflari ve yazilari ile anlatan, 3 katli kocaman bir kompleks. Ben her satiri okuyarak yaklasik 3 saatimi gecirdim. Ve Hollywood’un bizden neler sakladigini, yokmus gibi davrandigini ogrendim. Ilk kez “Agent Orange” neymis bu muzede gordum, ve bu yasima kadar haberim olmamasindan utandim..
Daglik arazide ve tunellerde baslarinin belasi olan Vietnamlilar’i saklandiklari yerlerden cikarmak icin kullanilan, tum bitki ortusunu ve topragi yok eden kimyasala verilen isim "Agent Orange". Ve etkisi tabi ki cok agir olmus insanogluna. Mutasyona ugramak neymis anliyorsunuz. Gercek X-Men bu topraklarda yasiyor, hem de 2-3 jenerasyondan beri. Etkileri hala devam ediyor, tipki ayni gazi soluyan kimi amerikan askerlerinin cocuklari ve torunlarinda oldugu gibi..
Mutasyona ugramis insanlarin fotograflarini gormek kolay
degil. 2 boyutta hic bir kare beni o fotograflar kadar etkilemedi.. Ve bunu
yapan Amerika’nin on yillar sonra ozur dilemesi ama hala aci cekenlere ve
ailelerine gerekli tazminatlari odememesi.. ortada tarifsiz acilar var, ve
bunlarin bedenlere, nesillere yansiyan karsiliklari.. savasin kendisi zaten cok
agir, ama kimyasal kullanmanin sonuclarini tarif edemiyorum. Umarim bu
satirlari okuyan herkes google’a yazip iki dakika bile olsa arastirir ve
fotograflari gorur. Benim gonlum oradaki fotograflari cekip paylasmayi
kaldirmadi..
Ve tabi unutmadan, Taksim direnisi sirasinda ortaya atilan
ve kanitlari bir cok direniscinin bedenlerinden ortaya cikan “portakal gazi” da
adini buradan aliyormus, sonradan ogrendim.. bakalim bizlere etkileri nasil
olacak..
Sehirde gorulecek cok sey var ama en cok hakeden yer bu
muze. Gerisi biraz tirt acikcasi. Posta ofisi meshur bi yer ama super gereksiz,
Paris’teki Notre Dame klisesinin aynisini nedense buraya da yapmislar, orjinali
varken insan neden gider orayi gorur bilemedim..
Meshur bir marketleri var
(burada market ve pazarlari duzene koymak icin buyuk binalarin icine
yerlestirmisler. Genelde iki katli bu hangarlarda ne ararsaniz bulmak mumkun,
ama zamanla binanin disi da ici gibi doldugundan espirisi azalmis. Yine de
turistlerle full cekiyor). Kaldiginiz yerden 10 dakika yurume mesafesinde ve
ozellikle geceleri muthis bir yasam alani ortaya cikiyor (binanin ici
kapandigindan). Hem hediyelik esya ve kiyafet, hem de cesit cesit sokak
restorani peydahlaniyor. Accuk ortalama uzeri fiyatlari var ama bir kere de
olsa denemek lazim. Deniz urunlerini
onunuzde mangala atip aninda servis yapiyorlar, akliniza gelecek her cesit
mutfagi burada bulabilirsiniz. Ama zaten Vietam mutfagi cok lezzetli, baska sey
denemenize gerek yok..
Bir de sokaktaki kucuk baget sandvicler yerine yine ana sokagin
sonunda (bati yakasi) BMV diye bir dukkan var. Subway tarzi sandvicler
hazirliyorlar ve 1 dolar civarina deli gibi malzeme koyduklari buyuk
bagetlerden almak mumkun. Her gun oradan beslendim, ozellikle sabahlari.. Yine
BMV’yi solunuza alir biraz daha devam ederseniz, kosedeki dukkanda simdiye kadar yedigim en
guzel Pho Bo’yu bulabilirsiniz (Vietnam geleneksel corbasi. Pho corba demek, Bo
biftek. Corbanin sonuna gelen ek icine ne oldugunu belirliyor. Bu kadar
lezzetlisini, bol ve kaliteli malzemelisini yolda bir daha hic bulamadim - 1.5
dolar)
icmek de dert bu meredi. eminim ki sofralara konan ve ozellikle kucaginizin, bacaklarinizin kirlenmesini onleyen kumas peceteleri (hani hicbirimizin kullanmadigi) Fransizlar bulmuslardir. Burayi istila edip Pho'yu ictikten sonra ust baslari rezil olunca boyle bir cozumden baska careleri kalmadi herhalde. belki 30 kere ictim, 30 kere ustum basim batti. her yere sicriyor namissiz.. ama o kadar lezzetli ki her seye degiyor.
Saglaklarin tahta cubuklari sag ellerine, metal kucuk kasiklaria da sol ellerine alip icmeleri lazim ki isler kolaylassin. genel kaide bu.. ayrica cok aci olmayan kesilmis kirmizi biberleri ekleyip limonu keyiflerine sikmalari, uzerine de biraz soya sosu eklemeleri onerilir. buradaki soya sosu migros'ta satilana benzemiyor. tuzlu degil ve gercekten lezzet katiyor. Ayrica et suyun icinde pissin diye biraz bekleyin ve icmeye suyundan baslayin, boylece sicrama ihtimalini de azaltirsiniz ama sonuc degismiyor, sadece batan alani degisiyor :)
icmek de dert bu meredi. eminim ki sofralara konan ve ozellikle kucaginizin, bacaklarinizin kirlenmesini onleyen kumas peceteleri (hani hicbirimizin kullanmadigi) Fransizlar bulmuslardir. Burayi istila edip Pho'yu ictikten sonra ust baslari rezil olunca boyle bir cozumden baska careleri kalmadi herhalde. belki 30 kere ictim, 30 kere ustum basim batti. her yere sicriyor namissiz.. ama o kadar lezzetli ki her seye degiyor.
Saglaklarin tahta cubuklari sag ellerine, metal kucuk kasiklaria da sol ellerine alip icmeleri lazim ki isler kolaylassin. genel kaide bu.. ayrica cok aci olmayan kesilmis kirmizi biberleri ekleyip limonu keyiflerine sikmalari, uzerine de biraz soya sosu eklemeleri onerilir. buradaki soya sosu migros'ta satilana benzemiyor. tuzlu degil ve gercekten lezzet katiyor. Ayrica et suyun icinde pissin diye biraz bekleyin ve icmeye suyundan baslayin, boylece sicrama ihtimalini de azaltirsiniz ama sonuc degismiyor, sadece batan alani degisiyor :)
Sehir gece gunduz surekli bir cekim hali icerisinde..yururken
gordugun bir sokaga daliyorsun, o baska bir sokaga ve bir baskasina cikariyor,
saatlerce yurumek ve keyif almak mumkun. Her kose basi yepyeni ve baska bir
yere aciliyor. Burada is bulsam kalirim diyecek kadar cok sevdim HCM’i..
Sehrin kendisi disinda etrafinda yapilacaklar da bol.
Ozellikle “Cu Chi Tunnels” diye gecen, kambocya sinirina ve sehre 1 saat
mesafede (tam ortada), savasin en agir ve uzun catismalarinin yasandigi bolgeye
duzenlenen turlara mutlaka katilin (5 dolar, ayrica bir o kadar da bilet parasi
oduyorsunuz). Amerika’nin bu topraklarda nasil rezil rusva oldugunu ve kazanmasinin
neredeyse imkansizligini kendi gozlerinizle gorun.. Topraklarini savunmak icin
aylarca deliklerde yasayan Vietnamlilar’i takdir etmemek mumkun degil. Ve bunun
icin yer altina bocek gibi tuneller kazan, neredeyse karinca yuvasi delikleri
kadar genis bosluklardan temiz hava alabilen, hastane ve mutfak dahil tum
yasamlarini boyle geciren insanlari takdir etmemek de..
Isteyene gezi alaninin icindeki poligonda her tip silah ile (M1 Garand, Thompson bile vardi, icim gitti. Ah call of duty aaaahh) atis yapmak da mumkun..
Isteyene gezi alaninin icindeki poligonda her tip silah ile (M1 Garand, Thompson bile vardi, icim gitti. Ah call of duty aaaahh) atis yapmak da mumkun..
Ve en az 1 gunluk Mekong nehri turuna katilip bu kutsal ve
gorkemli nehrin, Tibet’ten baslayan uzun yolculugunun denizle bulusmasini gorun.
Pirincten yapilan ve yenen transparan kagitlari tadin, kobra ve akreple
bekletilen sise ickilerinden icin. Mumkunse de bisikletle katilabileceginiz ve
su uzerinde daha fazla zaman gecireceginiz turlari secin..
Bugun gitsem tursuz Mekong’a iner, kendim dolasirdim.
Ozellikle Home stay’lerde kalmak ve ucuza yatak bulmak mumkun. Bisiklet ile
dolasip, yuzen marketleri sabah cok erken dolasmanin yolu da bu zaten, ya da
iki gunluk turla gidip, cok erken kalkarak bunu deneyimlemek..
Ve sonunda, yedigim en guzel PHO BO’yu da arkamda birakar
kisa sure kalirim dedigim HCM’de 5 tam gunun sonunda zorla ayrilabildim..
Guney Vietnam – Mui Ne
Aslinda Mui Ne’ye cok gelesim yoktu ama bir sonraki hedefim
Hoi An sehri cok uzak oldugundan kucuk bir ara nokta bulmam gerekiyordu. Burayi
meshur yapan tek aktivite Kite Surf ve Wind Surf. Kent ruzgar sporlarinin kabesi olmus. Ama
ortada kisa ve dar bir kumsal, surekli onuzden kayip giden onlarca Kite Sorfcu
olunca caniniza susamadignizdan denize en fazla dizinize kadar girip geri donuyorsunuz.
Zaten ruzgardan kumsalda adam gibi oturmak da mumkun degil. Bir de tum sahil
seridini resortlar kapladigi ve yoldan kumsala inise izin vermedikleri icin
neredeyse herkesin kapidaki gorevlilerle tartisma hikayesi mevcut..
Mui ne’yi ozel yapan ikinci durum biraz garip. Otobusten
inip kalacak yer ararken farketmeye basladim ama gece iyice su yuzune cikti.
Burasi tamamen rus istilasi altinda. Inanilacak gibi degil, tabelalar, menuler
hep kiril alfabesi. Rusca muzikler, rusca kitaplar, rus radyo yayinlari ile
Antalya’ya gelmis gibi hissediyor insan.
Tek iyi yani cok uzun zaman sonra gercekten muhtesem kadinlari ardi ardina gormek ve goz ve gonul pasini temizlemek oldu.. sonradan sorusturunca ogrendim ki Ruslar (komunizm kardesligi) 15 gunlugune ulkeye vizesiz giris yapabiliyorlar. Ve bu donemde Turkiye’de hava soguk oldugu icin tek ucakla kisin ortasinda gunese kavusmak mumkun..
tabi bu istila sebebi ile fiyalar ucmus, ortalama fiyat bulmak bile zor.. ve her turlu deniz urununu ve timsah etini deneyebilirsiniz (hayatimda gormediklerim dahil).
Tek iyi yani cok uzun zaman sonra gercekten muhtesem kadinlari ardi ardina gormek ve goz ve gonul pasini temizlemek oldu.. sonradan sorusturunca ogrendim ki Ruslar (komunizm kardesligi) 15 gunlugune ulkeye vizesiz giris yapabiliyorlar. Ve bu donemde Turkiye’de hava soguk oldugu icin tek ucakla kisin ortasinda gunese kavusmak mumkun..
tabi bu istila sebebi ile fiyalar ucmus, ortalama fiyat bulmak bile zor.. ve her turlu deniz urununu ve timsah etini deneyebilirsiniz (hayatimda gormediklerim dahil).
Ayrica surekli bagiran, sarhos, gobekleri gomleklerinden tasan rus
erkeklerinin golgesinde huzur bulmak da cok zor. Iyi ki tanri bu heriflerin
kadin versiyonlarini uretmis. Evrende kesinlikle dualite var..
Ben burada “Keng” diye bir guest house’un dormitory’sinde
kaldim. Zaten kambocya’ya girdigim andan itibaren yaklasik 1 aydir normal odada
da kalmiyorum. Iyice alistim. Ve gunde 5 dolardan fazla odememek de ayrica
guzel.. Keng tertemiz ve cibinlikleri de olan, genc ve dunya tatlisi bir anne
ile kizinin cekip cevirdigi bir yer. Yemekler de hem ucuz hem lezzetli. Dusuk
butce icin bicilmis kaftan..
Mui Ne’de ruzgarli aksiyonlar disinda yapacaginiz iki sey
var. White-Red Dunes (kum denizi) ve Fairy Stream diye gecen, kisa bir derenin
kenarindaki Kapadokya tadindaki dogal olusumlari gormek. Bunun icin ya tura
katilacaksiniz (6-10 dolar) ya da motosiklet kiralayip kendiniz gezeceksiniz.
Ben buranin yollari gorece sakin oldugu ve dormitory’de kalan rus bir kizdan
ogrendigim uzere turlar cok kalabalik oldugundan keyifli gezmek icin 5 dolara
bir motosiklet kiraladim.. iyi ki de oyle yapmisim. Neredeyse kimse yokken
fairy stream’i ve White Dunes’u (25 km uzakta) gormek mumkun oldu. Ama iki yer
de beni cok etkilemedi. Sadece bunlar icin yolunuzu degistirmenizi onermem.
Onun yerine uzerimdeki kiyafetler yeterli degil diye tercih etmedigim DALAT’a
gidebilirsiniz. Kolonyel donemden kalan ve oldukca keyifli zaman gecirmeyi
garanti eden sessiz sakin bir dag kasabasi burasi.. trekking ve kaya tirmanisi
gibi aktiviteler de yapabilirsiniz.
Hoi An
Iki gunun sonunda yolumu Hoi An’a cevirdim. Ama su TET
yuzunden otobus fiyatlari iki katindan fazla artmis durumda. Trenler zaten
aylar oncesinden dolmus.
Otobuslere de yalvar yakar yer bulabiliyorsunuz. 17 saatlik yol icin bir cok acentaya sorduktan sonra bana muhtemelen aciyan bir tanesi 50 dolarlar civarinda degil de 36 dolara bilet satti. Bu bile bugune kadar ucak disinda odedigim en pahali bilet.. ve gecikmelerle 20 saati bulan yolculugu tek bir sofor yapti, bildigin kelle koltukta vardik. 36 dolara bu kadar oluyor demek ki. Otobus standartlari da cok kotuydu. Havalandirma kapaklari bile kirilmisti. Ama yanimda kucuk ve dar “duck tape” tasimanin faydasini bir kere daha gordum. Bu bantla havalandirma kapagini kapattim ve gece usuyup hasta olmadim..
Otobuslere de yalvar yakar yer bulabiliyorsunuz. 17 saatlik yol icin bir cok acentaya sorduktan sonra bana muhtemelen aciyan bir tanesi 50 dolarlar civarinda degil de 36 dolara bilet satti. Bu bile bugune kadar ucak disinda odedigim en pahali bilet.. ve gecikmelerle 20 saati bulan yolculugu tek bir sofor yapti, bildigin kelle koltukta vardik. 36 dolara bu kadar oluyor demek ki. Otobus standartlari da cok kotuydu. Havalandirma kapaklari bile kirilmisti. Ama yanimda kucuk ve dar “duck tape” tasimanin faydasini bir kere daha gordum. Bu bantla havalandirma kapagini kapattim ve gece usuyup hasta olmadim..
Hoi An’i meshur eden sehrin kendisi. Sehirde zamaninda sirayla hukum
suren Japon, Cin ve Fransiz mimarisini tamamen korumuslar. Dolayisi ile de cok
ilginc bir karisim cikmis ortaya. Hem de nehir kiyisinda kurulu oldugundan cok
guzel kareler yakalamak mumkun. Tum bu olumlu gozuken yanlarina ragmen plastik bir
yer haline gelmis bence. Ruhu olmayan, sadece disi guzel garip bir yer.
Binalar nefis ama iclerinde hediyelik esyadan baska bir sey satilmiyor. Tam bir turist kucaklama tarifesi uygulaniyor haliyle. Burasi biraz emekli olmus anne baba tatil yoresi kivaminda.
Binalar nefis ama iclerinde hediyelik esyadan baska bir sey satilmiyor. Tam bir turist kucaklama tarifesi uygulaniyor haliyle. Burasi biraz emekli olmus anne baba tatil yoresi kivaminda.
Bisikletsiz dolasmak cok da kolay degil. Ben ilk gun yanlislikla (ve iyi ki) cok genis pirinc tarlalarinin ortasina dustum, bisikletle 1 saatten
fazla daracik toprak yollarda bu kanallarin arasinda dolasmak cok iyi geldi. Bu
surpriz sayesinde Ilk kez Vietnam hissettim diyebilirim.
Zaten gunun sonunda da
burada bir gun daha gecmez diyip ertesi sabaha Hue biletimi aldim.. isteyen “My
Son” denen eski kalintilari gormeye de gidebilir.. motosiklet kiralayip gitme
turdan daha eglenceli olacaktir. Yol tertemiz ve sakin cunku..
Tet’in en guzel yani her yerin sapsari ciceklerle donatilmis
olmasi. Bu Tet’in resmi rengi, tipki bizim yeni yilimizin kirmizi olmasi gibi.
Ve Hoi An bu konuda en guzel peyzaj calismalarinin yapildigi yer sanirim.
Sokaklar, cafeler oldukca guzeldi..
Cok kotu bir yerde kaldigimdan otel oneremiyorum ama genelde
kisi basi rakamlar 8-10 dolar civari. Ben yine 5 dolara sadece tuvalet banyosu
ortak ozel bir odada kalmama ragmen standartlar cok dusuk oldugundan cok
zorlandim. Biraz da o yuzden gitmek istedim sanirim..
Hue
Burasi Ho Chi Minh rejimi degistirene kadar kralligin
baskentiymis. O yuzden muthis manzalar ile karsilasmak mumkun. Vietnam’in en
cok begendigim yerlerinden biri burasi oldu.. sehir yine nehrin iki yakasina
uzanmis. Iki uzun, modern kopru bu iki yakayi birbirine bagliyor. Ve Angkor
sonrasi gordugum en gorkemli yapiyla burada karsilastim.
Citadel diye gecen, imparatorluk sarayi.. o kadar buyuk ve gorkemli ki.. metrekare olarak Angkor’dan buyuk olabilir, emin degilim.. Zaten yapida net bir sekilde Khmer etkisini gormek mumkun. Yuksek, siyah tas surlar, etraf sularla cevrili.. ve iceri girince ortaya genis yesillikler, kralicelerin, krallarin, prenseslerin yazliklari cikiyor. Tek yapmaniz gereken yurumek ve yepyeni yerler kesfetmek.. ben yarim gunde rahat rahat gezdim.
Citadel diye gecen, imparatorluk sarayi.. o kadar buyuk ve gorkemli ki.. metrekare olarak Angkor’dan buyuk olabilir, emin degilim.. Zaten yapida net bir sekilde Khmer etkisini gormek mumkun. Yuksek, siyah tas surlar, etraf sularla cevrili.. ve iceri girince ortaya genis yesillikler, kralicelerin, krallarin, prenseslerin yazliklari cikiyor. Tek yapmaniz gereken yurumek ve yepyeni yerler kesfetmek.. ben yarim gunde rahat rahat gezdim.
Ben kaldigim yerden bisiklet alarak gittim ama herkes
yuruyordu, mesafeler cok uzak degil. Zate otobusler size yine otel ve
guesthouse’larin cok yakinina birakacak..
Hue’yi iskalamamayi gerektiren seylerden biri de “Royal
Tombs”. Sehrin 15 km kadar disindaki bu kral mezarlari o kadar gorkemli, o
kadar huzurlu ki insanin cikasi gelmiyor. Klasik tur 3 meshur mezari da
kapsiyor. Her birine giris neredeyse 5
dolar ve istediginizi secebiliyorsunuz. Ben katildigim turda rehbere maddi sebeplerle sadece
ikisine girebilecegimi soyledim. O da beni sevmis olacak ki son mezara kapidaki
gorevliler ile konusup beni bedava aldirdi.. guzel bir surpriz oldu.. mezarlari
mutlaka gorun, pisman olmayacaksiniz..
Bu iki aktiviteyi birlestirmek icin en iyi yol bir tura
katilmak. Normalde tavsiye etmem ama guzel bir kombinasyon yaratmislar ve kabul
edilebilir fiyatlar (15 dolar civari). Sabah erkenden kalkip nehir botu ile
mezarlari ziyaret edip ogleden sonra ayni bot ile citadel’e gitmek mumkun.
Boylece isterseniz turdan kopup bu gorkemli yapiyi daha uzun sure gezebilir,
sehre yuruyerek kendiniz donebilirsiniz..
Ninh Binh – Tam Coc
Tam Coc, Vietnam’in mutlaklarindan biri. Kartpostallarda
gorulen fotograflarin bir cogu buraya ait. Karst - limestone denen dikine ve tek
basina ayakta duran kayaliklar denizde degil, karada ve nehirlerin arasinda,
pirinc tarlalarinin icine serpilmis durumda (ya da tam tersi). Internetten
kalacak yer ararken ucuz bir otel buldum. 3 dolara dormitory deniyordu ve
yorumlar oldukca iyiydi. Hue otobusu deli gibi giderek, varmasi gerekenden 2
saat once Ninh Binh’e varinca sabahin 4’unde, karanlikta ve sogukta kendimi
sokakta buldum..
Ne yapacagimi dusunurken yukaridan birileri sanirim yardim etti de tam da o saatte aradigim otelin motosikletli bir gorevlisi bana yaklasip kartini gosterdi. 5 dakika sonra 3 gun boyunca yalniz kalacagim 5 kisilik dormitory’ye yerlesmistim bile..
Ne yapacagimi dusunurken yukaridan birileri sanirim yardim etti de tam da o saatte aradigim otelin motosikletli bir gorevlisi bana yaklasip kartini gosterdi. 5 dakika sonra 3 gun boyunca yalniz kalacagim 5 kisilik dormitory’ye yerlesmistim bile..
Ninh Binh’de yapacak hic bir sey yok. Tamamen Tam Coc ve
etrafi gordukten sonra donup yemek ve yatmak icin kullanilan buyuk bir sehircik..
merkezden Tam Coc 6 km. buraya bisikletle gidip etrafi gezmek, meshur kucuk
ahsap botlarla nehir uzerinde dolasmak mumkun. Ayrica kayaliklar uzerinde nefis
bir pagoda da cabasi.
Benim iki gunluk rotam su sekildeydi. Sabah, kaldigim Mini
Quenn otelinin karsinindaki otelden 3 dolara bir dag bisikleti kiralayip en
uzaktan baslamak uzere Hoa Lu’ya gittim (ana yoldan gidip sola iceri saptim,
diger turlu ara yollardan baslarsaniz muhtemelen kaybolursunuz).
Hoa Lu kadim zamanlardan kalan baskent. Dolayisi ile hersey cok eski ve gorulesi. Ve buralarda ilginc baska bir gelenek karsiliyor sizi. Mekong tarafinda da vardi gerci. Mezarliklar pahali oldugu, eskiden tapu diye bir sey bilinmedigi ve insanlar topragin onlara ait oldugunu kanitlamalari icin ailelerinin olumunden sonra mezarlarini pirinc tarlalarinin ortasina koyuyorlar. O yuzden de hicligin ortasinda bir cok mezar gormek mumkun..
Hoa Lu kadim zamanlardan kalan baskent. Dolayisi ile hersey cok eski ve gorulesi. Ve buralarda ilginc baska bir gelenek karsiliyor sizi. Mekong tarafinda da vardi gerci. Mezarliklar pahali oldugu, eskiden tapu diye bir sey bilinmedigi ve insanlar topragin onlara ait oldugunu kanitlamalari icin ailelerinin olumunden sonra mezarlarini pirinc tarlalarinin ortasina koyuyorlar. O yuzden de hicligin ortasinda bir cok mezar gormek mumkun..
Oradan ara yola sapip Tam Coc’a dogru devam ettim. Yol
uzerinde Mua Cave denen 500 basamakla cikilan, muazzam manzaraya sahip yere
ugradim. Mutlaka gorulmesi gereken cok etkileyici bir mekan.. ortada pek magara
yok ama yukseklere ciktikca nerelerde gezdigini gorup dibin dusuyor..
Ilk gunu Mua Cave ile yaklasik 50 km yol yaparak tamamlayip
ikinci sabah bu sefer Tam Coc’a gittim. Benim onerim bot gezisini buradan degil
yanindaki baska bir noktadan almaniz. Tam Coc cok turistik olmus ve bir kisi
fiyati 20 lira civari, diger yer ise 8 lira. Yapmaniz gereken tek sey pagoda
isaretini takip etmek, pagoda oncesi sag tarafta Thung Nang tabelasini
goreceksiniz.
Burada unutulmaz bir bot gezisi yasayacaginiz garanti. Zaman
zaman daralan ve genisleyen nehirde, dort yaninizda yukselen kayaliklar ve
pirinc tarlalari icerisinde zaman nasil geciyor anlamak mumkun degil (1.5
saat). Zaten kendinizi surekli siritirken yakaliyorsunuz. Ve iki kere de
oldukca alcak ve dar magaralara giriyor botunuz, isiksiz burnunuzun ucunu
gormek bile mumkun degil.. benim sansima kurek ceken, HCM’den ailesini ziyarete
gelen dunya tatlisi bir kiz cikti. Donuste de kendisine ve citi piti haline
kiyamayip kurekleri bir sure ben devraldim..
Tam Coc rotasi iki gunu hak ediyor. Motosiklet ile bir gunde
rahat rahat yapabilirsiniz ama bu cografyada yavas olmak cok keyfili. Durup
fotograf cekmek, akliniza esen tarlalara girip ordekleri seyretmek hep bu
yavaslik sayesinde.. ve eger cebinizde para varsa Ninh Binh degil de Tam
Coc’taki butik otellerde konaklamanizi oneririm..
Cat Ba Island - Ha Long Bay
Vietnam’a gelip Ha Long Bay’de bir bot turuna katilmamak
neredeyse ulkeyi bos gecmek demek. Ayni Tam Coc’da oldugu gibi, guney cin
denizinin ortasinda yukselen sayisiz kayaligin arasinda “buyuk cruise”la ile
gezmek cok ozel bir deneyim. 1 gunden 3 gune kadar cesit cesit tur opsiyonu
var.
Ben arastirip 1 gece 2 gun icin Ninh Binh’den bir tura
katilacagima ucuz yerel minibus ve feribot kombinasyonu ile kendi basima Cat Ba
adasina gittim. Adanin neredeyse tamami milli park ve Ha long Bay turlarinin
yapildigi yerin ortasi. Cruise’ler genelde Hanoi’den gelen turistleri Ha long
sehrinden alarak adanin kuzey dogusuna goturup gezdiriyolar. Cat Ba’nin
yerlesimi ise adanin guneyi.
Haipong’da inip buradan bir “speed boat” ile adaya 7 dolar karsiligi ulasmak mumkun. Ve buradan katilacaginiz her tur cok daha ucuz. Adanin kendi guzellikleri de cabasi..
Haipong’da inip buradan bir “speed boat” ile adaya 7 dolar karsiligi ulasmak mumkun. Ve buradan katilacaginiz her tur cok daha ucuz. Adanin kendi guzellikleri de cabasi..
Sansim yine yaver gitti, oda ararken 4 yildizli nefis bir
otelin (Sea Pearl) girisinde 5 dolara dormitory yazisi gorup inanamadim.
Gercekten de 3 yatakli (muhtemelen satamiyorlar) odayi kogusa cevirmisler. Ben
gittigimde de sadece genc bir ingiliz cocuk kaliyodu ve 2 gun sonra ayrildi.
Neredeyse bir hafta tek basima havalandirmali, dusakabinli, lavabosundanda
sicak su akan,asansorlu ve oda kapisi kartla acilan bir otelde cok komik bir
paraya konaklama imkanina kavustum..
Aylar sonra ilk kez boyle bir luks ile karsilasinca bunye ne yapacagini sasiriyor tabi. Odada kettle vardi (aslinda yoktu yan bos odadan arakladim) sabah kahvemi ictim, aksam yatmadan premier lig maclarina goz attim. Bildigin cennet hali.. nasil dormitory ise artik :)
Aylar sonra ilk kez boyle bir luks ile karsilasinca bunye ne yapacagini sasiriyor tabi. Odada kettle vardi (aslinda yoktu yan bos odadan arakladim) sabah kahvemi ictim, aksam yatmadan premier lig maclarina goz attim. Bildigin cennet hali.. nasil dormitory ise artik :)
Ada beklemedigim kadar guzel cikti. Bir kere TET‘i burada
kutladik (30 Ocak). 31 Ocak’da da Cin Yeni Yili kutlandi. Yani Hindistan’in
divali’si ile beraber bir senede 4 kere yeni yil kutlamis oldum :) TET cok eglenceli
idi.. bir cok kulturel farkliligi gozunuzle gormek ilgincti..
ornegin TET
zamani olen ve “obur dunyaya” gidenlere yardim olsun diye sokaklarda kiyafeler,
sahte paralar yakiliyor. Dumanlar gokyuzune degdiginde olenlere para ve elbise
ulasiyormus.. yahu bunlara ev ve araba da lazim, yaksaniza evinizi diyecektim
sustum :)
Adanin yakinlarda 3 tane plaji var. kucuk ve sakin bu
plajlara gitmek icin dunya guzeli patikalar yapmislar. Kiyiya paralel
merdivenler size bu plajlara bagliyor. Ben de aksamlari bu rotada toplam 1 saat kosup sporumu yaptim. merdiven inip cikmak ayrica zorlayici ve guzel oldu..
Ve tabi dalga sesleri kus seslerine karisiyor. Cok ama cok sessiz, doga ile ic ic, huzur dolu bir yer.. cin yeni yili sebebi ile istilaya ugramak bile bu guzellige golge dusuremedi.. bir baska ilginc sey, 3 plajda da birer resort olmasi. Ama disardan gelen kimseye hayir demiyorlar. Istediginiz kumsalda gonlunuzce hareket etmek serbest..
Ve tabi dalga sesleri kus seslerine karisiyor. Cok ama cok sessiz, doga ile ic ic, huzur dolu bir yer.. cin yeni yili sebebi ile istilaya ugramak bile bu guzellige golge dusuremedi.. bir baska ilginc sey, 3 plajda da birer resort olmasi. Ama disardan gelen kimseye hayir demiyorlar. Istediginiz kumsalda gonlunuzce hareket etmek serbest..
Milli parkin icerisinde cok guzel ve zor sayilabilecek
parkurlari olan trekking rotalari var. basta odayi paylastigim ingiliz cocuk ve
onun tanistigi bir grup, varisimin ertesi gunu boyle bir tura ciktilar ve beni
de davet ettiler. Neredeyse insan yapimi hic bir yardimci olmadan, keci
patikasi bile denmeyecek yollarda saatlerce yuruduk.
Bunun disinda Ha long Bay turlarina buradan katilmak mumkun.
1 gunluk olanlar 25 dolar civari ve kim daha uzununa katilsa (1 ya da 2 gece
kalmali turlar) gereksiz diyor cunku 1 saat sonra gordukleriniz hep ayni oldugu
icin heyecan kayboluyor. Onun yerine cok daha guzel oldugu soylenen La Han Bay
(adanin guney dogusu) turuna katilabilir, neredeye tum gun kanolar ile yavas
yavas gezebilirsiniz.. o da 20 dolar civari ama daha az trafik ve daha cok
guzellik vaad ediyor..
Ben bir hafta kaldim ve bir o kadar daha da rahat rahat
kalirdim. Huzurlu bir ada, ozellikle son 1 aydir neredeyse yine 2 gunde bir yer
degistirdigim tempodan sonra cok iyi geldi. Vietnam’a donersem, bu adaya zaman
ayirmak isterim..
Adanin bir diger surprizi yemek yiyebilmek oldu. Yolda
yedigimden cok kisiyorum, ozellikle turiste hasirtingin yaptiklari icin mesela
oturup bir yerde kahve icmeyi unuttum diyebilirim. Ya da normal bir restoranda
normal bir yemek yiyemiyorum.
Onun yerine sokakta oturdugun (ki gayet mutluyum bundan) basit yerlerde menunun en ucuzunu (bundan mutlu degilim) secmek yorucu oluyor bazen. Deniz kenarlarinda, nehir boylarinda dolasmama, taptaze deniz mahsulleri gormeme ragmen koca 5 ayda 1 kere taze balik yiyebildim.. ya da 2 kere filan hamburger. . insan menude surekli ucuz rakamlara bakmak istemiyor bazen.. Bosuna 12 kilo vermemisim :)
Onun yerine sokakta oturdugun (ki gayet mutluyum bundan) basit yerlerde menunun en ucuzunu (bundan mutlu degilim) secmek yorucu oluyor bazen. Deniz kenarlarinda, nehir boylarinda dolasmama, taptaze deniz mahsulleri gormeme ragmen koca 5 ayda 1 kere taze balik yiyebildim.. ya da 2 kere filan hamburger. . insan menude surekli ucuz rakamlara bakmak istemiyor bazen.. Bosuna 12 kilo vermemisim :)
Adada tanistigim dunya tatlisi, Mr. Long diye bir lokanta
sahibi bu sureci kisa sureligine de olsa degistirdi.. sahil boyunca neredeyse
tum lokanta sefleri onun ogrencisi olmus, kendisi de gecen sene merkezdeki
kucuk ve cok is yapan lokantasini birine devredip daha uzakta ve daha az kisiye
keyifle yemek yapmaya karar vermis. Ama ne yemekler. Herkesin 2 kati
porsiyonlari 3’de 1 fiyatina yemek mumkun. Ve cok ama cok lezzetliler.. 5 aydir
ilk kez sofradan hep doyarak kalktim, karides bile yedim.. ya da sabahlari
nefis ve tabaklara sigmayan pancake’ler ile kahve icmek cok iyi geldi. Bu beni
bir sure goturur :)
Ben de kendisine biraz yardim edip masa duzenini
degistirdim, Masalara mum koyup lokanta onunu yine pet sise ici mumlarla
isiklandirdik. Sonunda her aksam 6 masasinin en az yarisi dolmaya basladi. Her
seyi kendi yaptigi (siparis, servis, pisirme, hesap) icin daha fazlasina da
ihtiyaci yok, hatta fazla bile geliyordu bazen..
Son aksam hoscakal
derken bana nasil sarildigini gorunce guzel insanlarin ve dostluklarin ne zaman
nerede ve kiminle yasanacagini bilemedigini daha iyi anladim.. adaya yolunuz
duserse kendisine mutlaka ugrayin. Ve yemek dersi alin, keyifle gosteriyor
cunku..
Hanoi
Baskent hakkinda genelde herkes olumsuz konusuyordu. O
yuzden burada cok zaman gecirmek istemiyordum ama gelince gordum ki pek oyle
anlatildigi gibi degil.. siradan bir baskent gibi gri, keyifsiz degil Hanoi.
Buyuk sayilmayacak bir goletin etrafinda hayat. Her sey “Old quarter” denen
bolumde. Ben de bu bolgede gecesi 5 dolara, kahvalti ve cay kahve 24 saat
bedava bir dormitory buldum (Hanoi Hostel).
Saigon’un daha agirbasli, daha magrur, daha tecrubeli hali
gibi burasi. Trafik yine yogun ama cok daha sakin, her yer yurume mesafesinde
ama cok yakin degil. Hem renkli hem eski tarz, parklar yine spor yapanlarla
dolu.. ben Hanoi’de cok sevdim. Ayrica ilk Hanoi’ye gelirseniz, 3-4 saat
mesafedeki her yere tur oranizasyonu mevcut. Cok fazla acente oldugu icin de iyi
pazarlikla cok yer gormek ve yine Hanoi’ye donmek mumkun. Guney ve Saigon’da bu
kadar cok yakin secenek yok. Ornegin yine mevsim sartlari nedeniyle vazgectigim
SAPA turunu Hanoi’den rahatlikla alabilirsiniz. Gerci atlayin trene kendiniz
gidin o ayri..
sehirde bir cok muze var. ama merkeze 8 km uzaktaki (tabi ki yurudum) etnografya muzesi gorulmeye deger. haftasonu olmasinin da etkisi ile coluk cocuk herkes oradaydi. muzenin icinde Vietnam halklarini olusturan tum irkalari ve azinliklari" antropolojik, filolojik, mimari, dini, gelenekleri ile tam anlami ile tanimak mumkun. cok ama cok kapsamli bir yer yapilmis.
Ayrica bina disi en az ici kadar ozel (ve kesinlikle daha eglenceli). cografyada yasayan her milletin geleneksel evleri alana kurulmus. iclerini gezmek mumkun. buralarin en meshur sanat ve eglence araci olan "water puppetry" denen , su uzerinde kukla oynatmacayi da orjinal haliyle, gol icerisinde seyretmek mumkun..
Yine geleneksel Vietnam oyunlarini yerel halk ile oynayip beraber gulmek, ziyaretin en keyifli kismiydi. abidik gubudik ne oyun varsa katilip cogunda rezil oldum ama cocuklarla ve buyuklerle anlasabildigimiz tek dilde, kahkahalarla gulup kaynastik..
sehirde bir cok muze var. ama merkeze 8 km uzaktaki (tabi ki yurudum) etnografya muzesi gorulmeye deger. haftasonu olmasinin da etkisi ile coluk cocuk herkes oradaydi. muzenin icinde Vietnam halklarini olusturan tum irkalari ve azinliklari" antropolojik, filolojik, mimari, dini, gelenekleri ile tam anlami ile tanimak mumkun. cok ama cok kapsamli bir yer yapilmis.
Ayrica bina disi en az ici kadar ozel (ve kesinlikle daha eglenceli). cografyada yasayan her milletin geleneksel evleri alana kurulmus. iclerini gezmek mumkun. buralarin en meshur sanat ve eglence araci olan "water puppetry" denen , su uzerinde kukla oynatmacayi da orjinal haliyle, gol icerisinde seyretmek mumkun..
Yine geleneksel Vietnam oyunlarini yerel halk ile oynayip beraber gulmek, ziyaretin en keyifli kismiydi. abidik gubudik ne oyun varsa katilip cogunda rezil oldum ama cocuklarla ve buyuklerle anlasabildigimiz tek dilde, kahkahalarla gulup kaynastik..
Bir daha gelsem :
Tet'e denk gelmem..
Dalat’a giderim..
Sapa’da trekking
yaparim..
Motosiklet satin alir dolasirim..
Paradise Cave’ini gorurum..
Ha Long
Bay ve Lan Ha Bay turlarina katilirim.
Phu Quoc adasina gider malaklarim..
Ulasim :
Otobus ya da tren. Tet olmasa fiyatlar oldukca makul aslinda. Hele tren super secim cunku bir cok yerde sahile paralel gidiyor. Herkes motosikletli oldugu icin 5-6 saatlik yollari bile kendileri katettiklerinden normalde toplu tasima yaslilara ve cocuklu ailelere gore. Bir de vietnamlilar otobusteki “sleeper class”I baska bir seviyeye cikarmislar. 3 sira, iki katli otobuslerde bildigin yatiyorsun. Ayaklarini uzattiginda dizlerine kadar icine girdigin sehpalar-kutucuklar var. ve her sey cok temiz, ferah. Ayakkabilarini otobus girisinde cikarip sana verilen torbalara koyuyorsun ve sonra yanina aliyorsun. Dolayisi ile bastigin yerler hep temiz kaliyor. Uzun yol yaparken cok sey farkettiren, muthis guzel bir uygulama..
Bunlar disinda tum Guney Asya'nin aksine Vietnam'da tuk tuk yok, bosuna aramayin. taksiler ve cok az riksa bulmak mumkun.. onlarin yerini her kose basini tutmus moto taksiler almis. cok pahali degiller. ve neredeyse herkes onlari kullaniyor..
Yemek :
Pho cobasi (Fo okunuyor) muazzam. Yolda tattiklarim arasinda
ilk 3’e girer.. ve tabi cok besleyici.
Onun disinda bu arkadaslar kopek filan da yedigi icin kirmizi ete pek
bulasmadim. Ne olur ne olmaz. Gerci genelde kopek eti icin ayri tabela koyuyorlar..
Spring roll cok lezzetli ama benim butcemin uzerinde oldugu ve tamamen aperitif
porsiyonlari nedeni ile tercih etmedim hic (Cat Ba haric)..
onun disinda pirincle yaptiklari karisimlar cok lezzetli. Ve tabi Vietnam kahvesi. Garip bir aromasi var, cok yogun ve lezzetli.. ilginc bir sekilde hazirlanip servis ediliyor. Alti delik aluminyum bir kaseye konan kahve ve sicak suyu, iceceginiz cam bardagin ustune yerlestiriyorlar. Yavas yavas, damlay damlaya hazirlaniyor. French Press’in baska turlusu. Yola devam etmesem bir kac tane alirdim.
onun disinda pirincle yaptiklari karisimlar cok lezzetli. Ve tabi Vietnam kahvesi. Garip bir aromasi var, cok yogun ve lezzetli.. ilginc bir sekilde hazirlanip servis ediliyor. Alti delik aluminyum bir kaseye konan kahve ve sicak suyu, iceceginiz cam bardagin ustune yerlestiriyorlar. Yavas yavas, damlay damlaya hazirlaniyor. French Press’in baska turlusu. Yola devam etmesem bir kac tane alirdim.
Konaklama :
5 dolardan pahaliya dormitory’de kalmadim ki bunlar Tet fiyatlari. Normal sezonda tek kisilik odaya 8-10 dolardan fazla vermek mumkun degil gibi.. her sey tertemiz ve duzenli.. hic sorun yasamadim..
Mevsim :
Saigon her mevsim sicak. Ocak ayinda t-shirt ile geziyordum ama yukarilara ciktica is degisiyor. Hanoi ayni zamanlarda kapali ve yagmurlu. Aksamlari basit de olsa bir ceket giymek lazim. Hatta bir kere soguktan odadan cikamadim.. Yaza dogru buralar guzellesirken Saigon cekilmez olacaktir muhtemelen..
Ve evet, Vietnam bu yolculugun unutulmaz deneyimleriden biri
oldu benim icin. Tekrar gelmek isteyecegim bir yer olarak koyuyorum cantama..









































































Hiç yorum yok:
Yorum Gönder