27 Ekim 2013 Pazar

Agra zamani..

                                                                              23.10.13

3 guzel arkadasi birakmak zor oldu. Varanasi gibi bir kaosta, hem de Hindistan’daki ilk sehrimde onlarsiz cok zorlanirdim. Kizlar Bengalore’a gececekler buradan, benim gezimin sonlarinda onlari yakalamam mumkun gibi. Tekrar gorusmeyi umarak sariliyor ve ayriliyoruz. Bir ihtimal onlarla vipassana egitimine katilmam da mumkun. Tarihleri ayarlayabilirsem neden olmasin..

Tren Agra’ya dogru yine gec hareket etti. Benim sadece ikinci yolculugum olmasina ragmen muthis rahat ve organize hareket ediyorum. Sabah dislerimi bile fircaladim. Cantami kucuk oldugu icin ilk yolculuk gibi yapmayarak (en alta ve kirin icine degil) ranzama yerlestirebildim. Buyuk cantayla dolasanlarin ne kadar zorlandigini goruyorum, gercekten cok dogru bir karar olmus kuculmek.. uyku tulumunu da ters cevirip serdim ayaklarimi cantanin uzerine yerlestirdim ve hic yer kaybetmeden ama herkesin aksi tarafinda (koridor) yatarak mis gibi uyudum. Hava fena degildi. Camlar acik olmasina ragmen tulum icinde terleyip fermuari defalarca acip kapatmam gerekti ama bunlar guzel uykuyu etkilemedi pek..

1.5 saatlik geciklemli varis beni endiselendirdi. Malum Agra’da sadece 1 gunum var ve aksama Delhi trenine saat 6’da binmem lazim (ve gar degistirmem). Esyalarimi garda emante e birakip ustumu degistirdim. Islak mendille genel bir temizlik ve hazirim.. kapidaki tuktuk soforlerinden beni en cok arzulayanini :), Ali’yle uzun pazarliklar sonunuda gunluk 300 R’ye Taj Mahal ve Agra Fort’u gezip sonra esyalarimi bu garden alipaktarma yapacagim digger tren istasyonuna gitmek uzere anlastik.  Aksam donuste gordum, turistler icin 2000 R’ye tam gun ve hayalet sehir de dahil bit sightseeing turu var. hayalet sehir merkezden 2 saat uzakta oldugu ve taj Mahal + Agra Fort giris biletleri zaten 1000 R tuttugu icin gayet akillica bir secim. Ama sabah erkenden yolda olmak lazim. O yuzden sehre gelis saatlerini iyi ayarlamak ya da aksam kalmis olmak lazim.

Once Taj Mahal..
Bati kulturu pazarlama adi altinda o kadar cok rezilligi yucaltiyor ki, insanin icinde bir yerlerde hep bu “7 harika” konusunda suphe oluyor. Ki fotograflarda cok guzel gozukse de buyuk bir bina iste diye dusunmedim degil ilerlerken. Ama kapidan girince is degisti. (750 R sayesinde kapidan girmeden degisti gerci :)) bilet karsiliginda bir sise su (ustune afiyetle ic diye) ve Taj’in icinde gezerken ayaklarina takmak icin galos veriyorlar. Cok genis bir bahceden gecerek (3 farkli giris kapisi var) meshur siluete ulasiyorsun. Gordugun andan itibaren de kafadaki tum kuskular ortadan kalkiyor.





Garip bir hasmet, gorkem, sonsuzluk, zamanin karsisinda dikilme (ya da ne derseniz) ile yuzlesiyorsun. Ama ornegin bir amerikan ya da alman mimarisinden farkli olarak tum o kutlesine ragmen ayni oranda zarif. Sanirim Taj Mahal’I ozel yapan da bu. Parayla, zenginlikle, gucle aciklanabilecek bir kavram degil gordugun. Zaten baktikca eziliyorsun bu gorkem karsisinda, ve bir o kadar kabariyor icin.





Klasik parmak oyunlari yapmadan (nasil yapayim tek basima)bir kac “ben de buradaydim” fotogafi ve sonra bu zarif kadina yaklasip dokunma zamani. Hintlilerin nasil dunya terminolojisine “Taj Mahal beyazi” diye bir renk katmadiklarini anlamiyorum. Yapinin icinde bir cok farkli tas ve beyazin yaninda da bolca mavi var aslinda. Ama bakinca bambaska, garip ve hic gormedigin bir beyaz butunluk ile karsilasiyorsun. 






Yaklastikca, icine girdikce buyu azaliyor. Ozellikle icerisi (fotograf cekmek yasak)disarisi ile kiyaslaninca cok ama cok zayif. 2 lahit disinda kubbedeki islemeler cok siradan. Disi bu kadar ozenli bir guzelligin icinde de aynisini bekliyor insane. Hele de osmanli ornekleri ile bu kadar icli disli olunca. Sanki icerisini tamamlayamadan ustalar isi birakmislar, greve gitmisler gibi bir hava var. ama bu binanin kendisine golge dusuremiyor elbette. Ozellikle de nehrin kenarinda konuslanmis arka tarafi ayri guzel. Teknelerin nehirden gecerken karsilastiklari manzarayi tahmin bile edemiyorum. 

Bahcelerde sincap ve papagan dolu. Herkes, her bir cimen ve tas parcasi huzur dolu. Bunu o kapilarin icerisinde hissetmemek mumkun degil.




Her sey bitip de cikis kapisina yaklasinca kendimi durdurdum. Geri donup ilk fotograflarin cekildigi o klasik alanda durup 20 dakika daha seyrettim bu enfes yapiyi. Ve bu goruntuyu kafama kazimaya calistim. Onlarca yil hayal ettigim, olmeden once yapmam gerekenler listesindeki en onemli adimlardan biri karsimda duruyordu (aferin Orcun ve sukurler olsun).

Bu guzelligi zorla birakip Ali ile bulustuk. Artik az yemeye iyice alistim galiba. Simdiden 1-2 kilo verdim zaten (sadece hindistan bolumunde, Annapurnalar’da da kafadan 2 kilo verdim sanirim, aynada cok net belli oluyor).  Yol kenarindan 2 samosa paketletip Red Fort’un karsisindaki seyyar saticilardan birindan cay kapip (burada cay hep sutle. Klasik cay icin ozellikle black tea istemeniz lazim).  Bir guzel mideye indirdim. Bana neredeyse tum gun yeter artik. Aksama da belki bir seyler daha..

Sirada Red Fort’da ama isler biraz eglenceli oldu giriste. Taj Mahal biletinin arkasinda Agra’da gorulebilecek yerlerin bir listesi ve Taj bileti aldigin icin digger yerlere ayni gun icerisinde bedava girebilecegin yaziyor. Ben de kapida Taj Mahal biletimi gosterip gormeye yeltenince gorevli durdurdu ve buradan da bilet almam gerektigini soyledi. Ben tabi ki Kabul etmedim J durumu izah edince de biletin eski basim oldugunu, artik bu kuralin degistigini ve sadece verginin alinmadigini sioyledi. Ben yine Kabul etmedim (uyuz Orcun). Uzun tartismalar sonunda arkadaki kalabalik da birikince tur rehberlerinden biti duruma el atti ve gorevlilerle konusup beni iceri aldirdi. (Yuru be Orcun).

250 R gunun kari oldu. Neredeyse tuktuk parasini cikardim, hem de hakkimla. Red fort’u meshur yapan ana etken, kitanin tarihteki hukumdarlarinin neredeyse tum onemli olanlarina ev sahipligi yapmis olmasi. Daha sonra Delhi’de de gorecegim gibi, tum duvarlar kirmizi tas kullanilarak yapildigi icin bu ismi almis. Acikcasi ben pek begenmedim. Ozel ve farkli bir sey bulamadim iceride (bunda Taj Mahal sonrasi gitmenin de etkisi vardir muhtemelen). Ben agra’daki yerine Delhi’deki kalenin gorulmesini tercih ederim. Bosuna para vermeye gerek yok. Hele ki %60’i askerler tarafindan kapatildigi icin cok azini gorebilirken.  En guzel tarafi yine nehrin ayni tarafinda yer alan Taj’in siluetinin burclardan nefis bir portre sunmasi..






Agra’yi yarim gunde bile bitirmek mumkun. Yavas yavas hareket edilirse 1 tam gun rahat rahat yeter (hayalet sehir dahil). Orada kalmayarak akillica bir secim yapmisim. Aksam rahat rahat Delhi treni icin gara gittim ve hatta sonraki adimlar icin Amritsar ve Jaipur biletlerimi bile aldim.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder