18 Ekim 2013 Cuma

Annapurnalar



Gun 1

Grubu Katmandu'ya ugurlamadan once icten ice hep bildigim ama yuzlesmek istemedigim bir seyi yapmak durumunda kaldim. Sinan gezi sirasinda yolcu otobuslerini gosterip cantamla orada hayatta kalmamin mumkun olmadigini gozume soktu tekrar.. ozellikle tren ve otobuste cantayi onune alip (calinmasini onleyip) uyumak gerektiginden benim dag ile bunu basarmam da mumkun olmadigindan radikal bir karar vermek durumundaydim.

Sinan ile odaya ciktik, esyalari ayirdik (acikcasi kamp malzemeleri disinda neredeyse hep ihtiyacim kadar almisim) cadir, ocak, bicak gibi gozum gibi baktigim ve heyecanlandigim seyleri ayiklamak ve cantaya koyup Istanbul'a yollamak durumunda kaldim. Cok buyuk bir hayal kirikligi oldu, aylardir o malzemeler icin ugrasiyordum.  

Dilek ve Tumay da cok yardimci oldular sagolsunlar. Eminim havaalaninda kendi cantalarinin yaninda benim deve cok zorlamistir onlari. Bu arada ben onlara agirlik verince onlar da gurbet halime kiyamayip bir iki kez beraber kadeh kaldirdigimiz yeni rakilarini bana teslim ettiler :)

Ertesi sabah ekip Katmandu’ya donecek, biz de toplam 4 kisi Annapurna’lara  yola cikacagiz. Sinan ile sabah ilk is gidip bana yeni bir canta aldik.  45 litrelik cakma bir Mammut’a (ama gayet guzel) 35 dolar verdim. Umarim yolda birakmaz, en buyuk korkum o. Ve tabi icine sigmak.. ama biraz daha buyugunun bile benim icin  uygun olmayacagini net bir sekilde belirtti Sinan. Tecrubeye artik itiraz etmeyecegim..

 Duygusal bir vedalasmadan sonra, ki bazilari ile ayrilmak gercekten zor oldu, bize trekking’de eslik edecek rehber ve “Porter”imiz ile tanistik. Adi Revati. Ama ancak su anda hatirlayabiliyorum, kolay geldigi icin ona hep memati diye seslendik, o da sagolsun bize hic bakmamazlik etmedi.. Porterlar Sherpalar aslinda. Ayni isi yapiyorlar. Istersen rehberi ve porter’i ayri ayri tutabiliyorsun ama bizim ihtiyacimiz olmadigi icin tek kisi ile hallettik.

Mehmet ve Senem aslinda Nepal’e Everest ana kamp plani ile gelmislerdi ama hava nazlanip 2 gun onlari havaalaninda yatirdiktan sonra Sinan onlara Annapurna programini ayarlamis. Haliyle Everest’ten sonra  cok daha light bir yuruyus bekliyorlardi ama ekspedisyonun sonunda pek oyle olmadigini anladilar :)

Memati cok tatli bir adama benziyordu, oyle de cikti zaten. Ingilizcesi “look woman, you give you give, you don’t you go” tadindaydi ama hic anlasamadigimiz olmadi. Otelden tahmin ettigimiz zamanda cikamadik. Evraklarimizda eksikler varmis. Milli park bolgesi oldugu icin afedersin ota boka izin almak lazim. Ve Nepal insaninin o standart yavasligi (herhangi bir yerde su isteseniz 15 dakika beklemeniz lazim) sayesinde 2 saat gecikme ile hareket edebildik. 





Bu arada bir de her zamanki elektrik kesintilerinden birine denk geldik ve faks cekilemedi ve yine bekledik. Yazmayi unuttum sanirim, ozellikle Katmandu’da elektrik kesintileri standart ve gunluk rutine baglanmis durumda. Haftalik cizelge ile gunde kac kere hangi saatler arasi kesilme olacagi bildiriliyor. Ayna onunde makyajimi hep buna gore ayarladim haliyle..


1.5 saatlik ozel arac yolculugu ile Pokhara’dan Nayapul’a, baslangic noktamiza vardik. Farkli izinler farkli noktalarda gosterildi ve harekete gectik. Mehmet ile Senem’in 15 kiloluk cantasini Memati tasiyor. Yigit ile ben de kendi çantalarimizi. Benim yeni aldigim cantayi denemek icin burasi dogru bir zaman.. 





Mehmet ve Senem Everest’e hazirlanarak geldikleri icin problem olacagini sanmiyorum ama Yigit hem sigara iciyor hem de sporla pek alakasi yok. Batonsuz da olacagi icin biraz cekindim acikcasi. Sonradan gorduk ki yolda kimseden eksik kalmadi, biz de bosuna endiselenmisiz anladik. 

Mehmetler de gayet iyi yuruduler, hic teklemediler.. ama Yigit’in ozellikle hazirlanma kismi bizi bizden aldi. Surekli bir seyleri unutup cantayi surekli tekrar indirdi. Haliyle de diger 4 kisinin hep gerisinde kaldi. Her seye ragmen 4 saat yuruyup hava kararmadan TIKHEDHUNGGA’ya (1520 m.) vardik. Gec yola cikip gec vardigimiz icin ilk opsiyonumuzda yer bulamadik. Iyi ki de oyle olmus. Kaldigimiz guest house’un yaninda selale akiyordu. Ayni su gurulduyerek bizim odalarimizin altindan yuzeye dogru devam ettiginden gece o sesle uyumak muazzam oldu. 






Aksam basit bir yemek yedik. Yak peyniri ve chapati. Peynir muhtesem (zaten bu kadar guzelini ve bol servis edilenini daha sonra hic bulamadik). Kars gravyere benziyor ama daha yagli ve aromali. Cok daha leziz.. bir dahaki sefere cay yerine sarapla deneyelim dedik zaten. Tadi damagimizda kaldi, iki kere istedik. O bile yetmedi. Utanip tekrar siparis etmedik..





Servisler dagda genelde yavas. Kucuk bir mutfak, tek calisan, tek ekipman ve ocak oldugundan bir sey istediginde uzun zamanda geliyor (tek tek yapiliyor diyelim). O yuzden sabah kahvaltilari icin farkli bir sistem gelistirmisler. Porterlar sabah ne yiyecegini aksamdan yaziyip, saat kacta istediginle beraber mutfakta calisan arkadasa veriyor. Onlar da o saate gore kendilerini hazirliyorlar. Bunun en iyi yani tok karnina siparis vermek ama biz pek beceremedik. 

Ozellikle ilk 2 gun kitliktan cikmis gibi siparis verince kendimize de kizip biraz olsun nefslerimizi dizginledik. Kendimizi gectim, etraftaki masalarda utanir olduk. Bir iki kere masada tabak koyacak yer kalmadi. Okuz gibi yidik afedersin.. 

Bir onceki gece istanbul’a gidecek ve ekspedisyonda kullanacagim yeni canta hazirligi sebebi ile 2 saat uyumustum. Ustune yol ve yemek gozlerimi acik tutmami engellediginden saat 9’da uyudum bile. Selalenin ninnisi de cok iyi geldi..






Gun 2

En zor rotalardan biri icin uyandik. Selale sesi ile gozlerini acmak da bir o kadar guzel oldu.. Cok derin ve kusursuz uyudum. Kahvaltimizi yapip yola ciktik.. Daha ne oldugunu anlamadan merdivenler basladi. Ve zaten sonra hic bitmedi :) surekli 45-50 derece egimle yukseliyoruz. Ekip basta cok zorlandi. Memati de ben de rahatiz. Istanbul’daki kosular sagolsun. Ki bir de sirtimda 10 kg kadar agirlik var. Geride kalip ekibi topladim genelde. Yigit zaten surekli cantasinda bir seyleri organize etmekle mesgul. 1.5 saat sonra herkes durumla barisik hale gelmeye basladi cunku bu duttugumun merdivenlerinin bitecegi filan yok.

Yanimizda baska Porterlar onlarca kilo ile cikiyorlar. Inanilacak gibi degil. Insanin ici aciyor. Milli parkin izin verdigi maksimum kilo 30 dedi Memati, ki cok fazla bana gore..Ama bir cok zavalli 30-40 kilodan asagi tasimiyor sirtinda, ve ayaklarinda terlikler.. Memati bu sefer sansli, bizimkilerin toplami 15 kg. Avrupali, Amerikali, Japon zenginler 3 kurus fazla verip bir adam daha fazla tutmayi bile fazla goruyorlar. Dolarlari eurolari batsin.. Vicdansizlik elbette burada da kol geziyor. 








Yolda surekli katir suruleri geciyoruz.  Yukariya erzak ve yemek yapmak icin tup tasiyorlar. Tum merdivenler onlarin diskilari ile dolu. Yuyurken surekli buna dikkat etmek zorundasin.. ancak manzara o kadar muhtesem ki etrafa bakarken yere odaklanmak cok zor. Her yer film karesi gibi.. defalarca koylerden gectik. Sansa buralarin da kurban bayrami ayni zamana denk geldi. Etraf kesilecek keci dolu. 




Neredeyse her yerden su fiskiriyor. Merdivenlerden asagi surekli su akiyor. Karadeniz gibi, ama daha gorkemli, daha zarif, daha organize ve bilincli, daha sakin, daha biseyler ve biseyler ama tam cozemiyorum. Surekli Galadriel’in bahcesinde dolasiyormus hissi uyandiriyor insanda.

Cok hizli yukseliyoruz. Kimse soylemese de herkes yukseklik hastaligindan cekiniyor. Bu irtifalarda olmamasi lazim ama kimbilir..

Maya Thanti’de ogle yemegi yedik. Kavaltiyi 6:30’da yapmistik. Saat 11:30 olmasina ragmen cok aciz. Yine gereginden fazla soyleyip sistik. Birer cay ve rahatlama ile neredeyse 2 saat keyif yaptik. Hizli ve tempolu yuruyusumuzun karsiligini bu uzun dinlenme geri aldi. ve tekrar yuruyuse baslamak gercekten cok zor oldu. Ben dahil hepimiz ilk yarim saat nefessiz kaldik. Zavalli vucut, yedigini mi hazmetsin, az oksijenle bize kan mi pompalasin..


Iki saat sonra Ghorepani’ye (2800m) vardik. Manzara tarifsiz. Butun dag sirasi onumuzde uzaniyor. Cok sansliyiz, hava acik. Kaldigimiz  Annapurna View Lodge cok temiz. Hizli yurumenin bir yarari da Guest House’da kalacak diger insanlardan once dus yapabilmek ve sira beklememek. Dustan sonra ilk kez camasir yikadim. Tabi disarida ve buz gibi dag suyunda. Ellerim dondu. Yarina kurur umarim. 






Sonra buyun ekip cikip manzara seyretmeye gittik. Gorduklerini fotograflamak kolay ama hissettirdiklerini ifade etmek pek mumkun degil. Insani cok kucuk hissettiriyor daglar. Sacma belki ama yaradanin gorkemi tokat gibi carpiyor.  Astronotlarin hissettiklerini tahmin bile edemiyorum. Bu manzaraya karsi bir Gorkha’yi paylasip kadeh kaldirdik. 

Bu arada Gorkha ve Everest diye iki biralari var. Everest digerinin yaninda su gibi, cok yavan. Gorkha (Gurka okunuyor) Nepal’in ozel savascilarinin ciktigi koye verilen isim. Silah olarak sadece ozel bir tur bicak kullaniyorlar. Ve Ingilizler eskiden kole gibi koye gelip asker alirlarmis. Simdi ise Nepal hukumetinin izni ile senede bir gelip sinav yapiyorlar ve kendi birliklerine ozel asker seciyorlarmis. Koyun gencleri icin de bir kurtulus sansi oldugu icin spor akademisi sinavlari gibi 1-2 sene hazirlaniyormis. Buna okuma yazma da dahil..

Steripen’i ilk kez bugun test etme sansim oldu. Filtresi ile akan suda doldurup buz gibi taze su icmek muhtesemdi. Normalde medeniyette 20 rupee olan 1 lt su dagda 2 lira. Zaten dogayi korumak icin neredeyse hic bir yerde pet sisede bulman mumkun degil. Ya safe water diye kendi filtreledikleri suyu alip sisene/ matarana dolduruyorsun ya da kaynattiklari ve 10 rupee daha pahaliya olani tercih ediyorsun. Genelde kaynatilmis tercih ettik haliyle.

Dunku kisa sayilabilecek yuruyuse ragmen sag ayagimin serce ve yuzuk parmaklari cok fena su topladi. Cakimdaki bicakla patlatip yara bandi ile kapattim ama yanimda antiseptik yok (aferin orcun). Ekiptekiler de getirmemisler (aferin ekiptekiler). Umarim sorun olmaz..


Bizimkiler yatti. Camasirlar da kurumadi disarida. Akilli japon kizlara uyup Icerideki sobada teker teker kuruttum ben de.  Tum porterlar soba etrafinda sarkilar soyleyip sohbet ettikleri icin ayrica cok keyifli oldu.   






Gun 3

Sabah 4’de uyandik. Zaten gece defalarca Japon turistlerin (akilli olanlar degil) cocuklari anirdigi icin kesik kesik uyumustum. Kalkmak yine de zor olmadi. Dag havasi sagolsun. Yuksek irtifada uyurken az zamanda cok derin dalip dinc kalkmak mumkun. Daha once uludag ve Aladaglar’da defalarca tecrube etmistim. 


Surekli protein ve karbonhidrat yemekten beton gibi oldum, iki gundur tik yok. Mehmet dun aksam yemeginde salata soyledi sagolsun. Normalde disarida yesillik yemiyorum (hepatitsel korkular) ama hic acimadan daldik bu sefer. Sanirim o sayede bagirsaklarda hareketle uyandim. Ama saat harekete gecmek icin yeterli degildi. Ozellikle ortak tuvalet kullanirken tum aksiyon tek seferde bitsin istiyorsaniz. (sehirler hep klozetli, dagda ise hem alaturka hem de alafranga opsiyonlari mevcut. Hijyen sebebi ile hep alaturka tercih ettim. Askerligin bir yarari daha :))

Herkesin elinde eldivenler, polarlar, bereler, kat kat pantolonlar ve teknik ceketlerle POON Hill’e (3200 m) dogru yola ciktik. Ama dunun yorgunlugundan olabilir, daha ilk adimda bile gucum tukendi, nefes nefese kaldim. Baktim bizden herkes de ayni durumda. Surekli 50-60 derece egimle yaklasik 45 dakika boyunca cikip yaklasik 400 metre yukseldik. Hava garip bir sekilde sicakti. Yine sansliyim cunku herkesin aksine ciddi sekilde inceyim (buradan sonra ihtiyacim olmayacak diye alisveris yapmadim. Uyku tulumum bile yok. Sinan’in iki battaniye istersin olur biter tavsiyesi yeterli oldu. Akillilik edip yanima Katmandu’dan ekstradan sadece bir tane uyku tulumu kilifi aldim. Icine girip yatinca vucudunun hic bir yeri yataga ve battaniyeye degmiyor).

Poon Hill’e varinca gozlerimiz karanliga ragmen faltasi gibi acildi. Tum siradaglar, tum zirveler ve elbette Annapurna onumuzdeydi. Elini uzatsan dokunacak kadar yakindik ve hava Memati’nin soyledigine gore cok rastlanmayacak kadar acikti. Havada tek bir bulut dahi yoktu. Tepe insan seliydi, herkes gormeye gelmisti. 



O guzel zirveler daha capaklarini bile temizlemeden selam verdiler bize.. gunes 6:30 gibi dogdu, fotograflar cekildi ve bu muazzam daglari zar zor birakarak asagi inip kahvalti ettik.




Sadece coraplar kurumamisti, onu da cantanin ustune bagladim, sirtimda gunesle is halloldu. Ghorepani’den yola ciktik. o kadar kalabalik ki bildigin metrobus sirasi gibi ilerleniyordu patikalarda. Biz de cinnet gecirip topraktan neredeyse kosa kosa 1 saatte herkesi gectik. Kuru kalabalik da dagildi.  

Hava bize yine guzellik yapiyor. Manzara seyrinden sonra kapatti, gunes hic rahatsiz etmiyor. Nem de her zamanki gibi hic yok denecek kadar az.




Ghorepani - Ban Thanti - Tadapani - Chuile - Ghurnung arasinda yaklasik 7 saatlik uzun ve cok yorucu bir yol yaptik.ancak hayatimim en guzel patikalarinda dolastigimi soyleyebilirim. Gozlerimin gordugu en guzel yerlerdi. Bu cumleyi kurmak icin erken biliyorum, faza da iddiali gelebilir ancak yeryuzunun en guzel manzaralarinin bir cogunun esliginde yuruduk. Hayatimda bu kadar guzel sahneyi bir arada hic gormedim. Nepal’e sadece bugun gezdigim yerler icin gidilir. Zaman zaman hareket etmek istemedik. O kadar guzeldi ki, fotograf cekmekten ilerleyemeyebilir insan. Tanrinin bir arka bahcesi varsa burasi olmali.. her koy cok zarif, herkes cok icten, manzaralar tarifsiz. 





Ama gercekten cok zor bir rota. Neredeyse Benthanti’den sonra tum yolu inerek gecirdik ve 2000’lere indik. Dizlerim dagildi ve cok agridi. Baldirlarimiz artik tutmaz oldu. Ama gorduklerimiz ve bizi icine alan dogada hic bir seyi umursamiyor insan. Yalniz sunu diyebilirim ki bugunku rotayi cok insan kolay kolay yapamaz. Iyi kondisyon ve irade gerekir. Diger ve bence daha keyifli secenek yavaslayip, daha fazla konaklama noktasi belirleyip ilerlemek. O zaman herkes icin yapilabilir olur herhalde. (bu arada biz bir yatma noktasini asip  digerine yetismeye calistigimiz icin yol uzadi, aksi taktirde orjinal plan gayet uygundu. Mehmetlerin bir gun erken donmesi gerektigi icin fazla yuruyup ekstra gun kazanmaya calisiyoruz). 





Planimiz Chhomrong’a varmak ama yolda kimle konussak bize deli gibi bakip guluyorlar. Mesafe uzun ve biz yorgunuz. Porterlar genelde Tadapani’de kalmayi tercih ediyorlar. Biz inat ettik gidecegiz. Cok sukur cikisa gecince Memati’ye batonlarimi verdim, oun benden daha cok ihtiyaci olacak. Ciddi sekilde yoruldu. Zaten donuste de batonlari hediye ettim. Yesil batonlu bir Memati gorurseniz selamimi iletirsiniz.. 





Ghurnung’a yaklasirken yagmur basladi. Mehmet ile tartismalarimiz sonunda orada kalmaya karar verdik. Arada yorgunlugun da etkisi ile gereksiz asabiyet bile oldu. Cabuk cozup toparladik. Mekan nefis bir aile isletmesi. Sabi adinda her seyi cekip ceviren bir Gurung kizi isletiyor (neredeyse ayni ekmege Nepalliler Chapati, Gurung halki Gurung ekmegi diyor. Pek sevismiyorlar onu anladik). Surekli gelip giden misafirler. Yeni dogurmus bir kedi (pisi pisi yerine “Suri” diye sesleniyorlar’ ama sadece bir kere ve uzatarak. Ne sacma ve gereksiz bilgi oldu bu arada) yerel sarap Raksi, yak peyniri ve chapati ile (gurung olayini siparis sonrasi ogrendik. Benzer ekmek olmasina ragmen Gurung daha pahali da :)) uzun sohbetler ve bitmeyen kahkahalarla gercekten bu guzel insanlara dokundum o aksam.




Yigit burada tanistigi bir fransiz cocukla bizden ayrilip ABC’ye (“Annapurna Base Camp”. Super karizmatik bir kisaltma, herkes her firsatta ey bi si diyor) gimeye karar verdi. Lan oglum yapma etme dedik dinlemedi. Yeterli ekipmani da yok ve bir porter gelip ey bi si de kar yagdigini soyledi. Bizim burada da yagmurun duracagi yok zaten.. Sinan’a Shree vasitasi ile ulasip haber vermeye calistik. Onlar haberlesemedigi icin (Sinan Hindistan’da, haliyle dagdan yurtdisi aramak pek olmuyor) olay yarin sabaha kaldi. Yorgunluktan sizmak uzere yataga uzandim. En temiz carsaflar ve nevresimleri burada gordum. Kilifi bile kullanmadim (tulumla ilgili olan)..




Gun 4

Yagmur butun gece araliksiz yagdi. Buralarda genelde boyle oluyormus. Yigit gitmeye kararli. Kahvaltimizi yaptiktan sonra Shree’yi tekrar aradik. Sinan’a ulasmis. Sinan bize, bizim Shree’yi aradigimiz numaradan geri donecekmis. Yarim saatten fazla beklememize ragmen arayan olmadi. Mehmet ile Senem gitmek icin israrci ve sabirsizlar. Sinan yola cikmadan Yigit’in sorumlulugunu bana verdiginden nomalden daha hassas davraniyorum. Ama sonucta koca adam. Elini kolunu baglayamayiz ki.. Yigit’ten Sinan’in telefonu gelene kadar oradan ayrilmayacagi sozunu alip istemeden (ben) yola ciktik. Hedef Ghundruk. Buralarin baskenti orasi. Deli gibi yagmur yagiyor. 


Her anlamda hazirim, eksik ekipmanim yok. Ama en onemli parca, ayakkabilarim su gecirmez degil. Kathmandu’da alisveris yaparken goratex ayakkabilarin tipini pek begenmemistim. Simdi pismanim. Fena portlediler. Kenarlari acildi. Donunce Pokhara'dan yenisini almam gerekecek ve bu da yaklasik 100 liralik zarar demek.. Ama acikcasi yola ciktiktan sonra bunu hic umursamadim. 

Yagmur cografyayi inanilmaz hale getirmis. Bakmaya doyamiyor insan. Her 10 saniyede bir durup baska bir guzellige vuruluyorsun. Ornegin yurudugun yollarda sular daglardan onune ve oradan asagi dogru devam ediyor. Ama oyle ayarlanmis ki yolun ustunden degil ince bir tas vasitasi ile altindan akiyor.  Her yerde ince bir dokunus, o guzel insanlarin gulumseyislerindeki gibi..




Yine 5 saat agir inis cikisli bir yuruyusle Ghundruk’a vardik. Ayakkabilarim su icinde. Bildigin kuvette gibi yurudum. Hemen duj ve yemek. Kiyafetlerimizin kuruyacagi yok. Once burada kalip biraz daha dagda zaman gecireyim, donuse gecmemeyim dedim ama bu ekipmanla devam etmek sacmalik olacak. Kiyafet neyse de ayakkabisiz zor. Parmaklarimin derdi bitmedi. Hala derisi kalkik ve eti gozukuyor. O yuzden sandaletle de yurumeyi goze alamadim. En iyisi donmek.


Gun 5

Cok hizli bir tempo ile, hic durmayan yagmurda 4 saat daha yuruyup (neredeyse hic dinlenmeden) baslangic noktamiza vardik. ayakkabi kuvetten jakuziye terfi etti. Malum zemindeki camur da eklendi. 2 saat islak kiyafet ve ayakla ozel aracimizi bekleyip (yagmurdan gelemediler, trafik berbatti. Bosuna hizli yurumusuz) Phokara’ya geri donduk. Ayakkabiyi cikarinca gordum ki suluk arkadasimiz beni de bos gecmemis. O kadar hayvanin bu kadar kan cikaracagina inanamiyor insan.

Simdi hasar raporu cikarip dinlenme ve yara sarma zamani. Bir kac gun sonra Hindistan baslayacak. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder