Rahat bir gece yolculugu (3 saat kadar ve 9 civari) sonunda Delhi’ye
indim. Pahar Ganj’da Agoda’dan tuttugum
otelime giderken arkamdan seslenen bir kiz yardim isteyince beraber yurumeye
basladik. Avustralya’li’ 3 senedir gezen bir fizyoterapistmis. Allahim bu ne
kadar kotu bir aksan, ve ne kadar cok konusuyor. Once benim oteli bulduk, sonra
onunla gidip kendisine yer ayarlamasina yardimci oldum. Kizin sevgili olan bir
ingiliz cift arkadaslari da bize katilinca gidip gecenin 11:30’unda birer soguk
bira ictik ve ardindan ertesi gunku uzun Delhi kosturmacasi icin uyku zamani.
Pahar Ganj tam turist mekani. Her sey “Glokal” New Delhi tren istasyonunda
inince tam karsiniza denk geliyor. O yuzden de iyi bir secim zaten. Cok fazla
otel ve yemek secenegi mevcut. Ne ararsan var. ilk kez burada et gordum. Nefis sisler.
Tavuk cevirmeler, alkol satan dukkanlar. Sanirim Mumbay ve Goa disinda kolay
kolay da goremem. Belki biraz da guneyde..
Dunku 3’lu ile sabah bulusup Metro’ya atladik ve red fort’un
(bu delhi’ninki) yakinina ulastik. Yerel bir dukkanda Dhal (pirinc, baharatli
sebzeler ve chapatti kombinasyonu)ile kahvalti edip kizil kaleye girelim dedik.
Burasi gercekten Agra’daki isimdasina gore cok daha gorkemli ve buyuk
duruyordu. Ama girisin 250 R oldugunu (Hintliysen 10R) gorunce kirmizi kale
hakkimizi kullandigimiza karar verip girmekten vazgectik. Dogruca Hindistan’in
en buyuk camisine, Jama Masjid’e yuruduk. Allahtan ekipte kimsenin yurumekle
ilgili derdi yok. Cami gercekten cok
guzel ve mutlaka gorulmesi gerekiyor. Iceriye kamera sokmak isterseniz 300 R
daha vermeniz lazim o yuzden biz cekim yapmadik. Ayrica uzerinizi ve kadinlarda
kafanizi kapatacak bir seyler (erkeklerde sort da yasak) de getirin. Yoksa onun
icin de para istiyorlar. Sadece burada yasadigimiz bazi tatsizliklari ve ve musluman
mahallesi hakkindaki goruslerimi kendime saklayayim. Ama bizden zor adam
cikmasinin sebebini kapidaki gorevlilerde tum turistler bir kere daha gordu. Ben
de acikcasi tum o yasananlar adina utandim. Burada yazmak istemiyorum
detaylari..
Tadimiz kacarak camiden cikinca yuruyerek 1.5 km otedeki
Ghandi anitina ugradik. Cok huzurlu, genis bahcelerle cevrili’ sehrin
stresinden uzak tam bu ozel lidere uygun yerde bir saat kalip’ cimlerde uzanip
keyif yaptik. Sonra yine 10 dakika yuruyup Ghandi muzesine gittik.
O kadar naïf, o kadar alcakgonullu bir yer ki burasi.. eski
ve bakimsiz bile sayilabilir. Icerideki duvar yazilarinin bir bolumu elle
yazilip yapistirilmis. Ghandi’nin hayatini, nasil bu yola ciktigini, Hindistan’in
degisimini, buyuk yuruyusu ve suikastini yuzlerce fotograf ile belgesel tadinda
izlemek mumkun. Filmi zaten cok derinden etkilemisti beni, bu kadar ozel bir
lideri biraz daha yakindan tanimak cok guzel oldu. Ozellikle Hindistan’i birlestimek
ve kalkindirmak icin baska bir devirde Mandela’nin Rugby’yi kullanmasi gibi o
da iplik ormek makinelerini ve bunun isciligini temel almis. Toprak ile
hayatini kazanan topluma biz herseyi kendimiz uretebiliriz, disariya bagimli
olmamiza gerek yok diyerek surekli iplik
ormus ve bunu basinin gormesini saglamis. Hatta bazi organizasyonlar ve
kongrelerin bayraklarinini bu makine ile sembollestirmis. Onun hayal edip
yarattigi hindistanin bugun bambaska bir hhalde oldugunu gormek uzucu sanirim. Yine
de kendi kendilerine yettikleri bir gercek. Ama sinif farkini ortadan
kaldirmaya calismasina ragmen, tarihteki tum liderler ve denemeler gibi
basarizi oldugu da kesin..
Yorucu bir muze deneyiminin ardindan ingilizlerin geri
donmesi gerekti. )Kendi kanli tarihlerine baska topraklarda tanik olmak onlar
icin de farkli bir deneyim olmali).. biz de avustralyali hatunla haritaya
bakarak “yururuz yahu” dedigimiz Humayun’un Meazi’na 2 saatlik tabanvay
yolculugu sonunda zar zor vardik (Delhi’yi bilenler deli diyorlardir
muhtemelen). Bu kadar uzun surecegini tahmin etmemistik tabi ama ayaklarda da
dermen kalmadi..
Gerci gorduklerimiz tum yorgunluga degdi. Humayun’un
bahcesinin oldugu genis alan Taj Mahal gibi. Nefis bahcelerden, yine sincap ve papaganlarin
arasindan, cok guzel camilerden gecipana yapiya ulasiyorsunuz. Buraya giris de
250 R idi (evet Hintli arkadaslara 10 R tabi ki) ama o kadar yuruyunce
girmemzlik etmedik, iyiki de oyle yapmisiz.
Yine cok zarif, yine cok hasmetli
bir yapi ile karsilastik. Uzun uzun gezdik, bahcelerinde ayaklarimizi uzatip
oturduk’ golgesinde soluklandik.. ve yine binanin ici ilkokul cocugunun
cizimleri kadar siradandi. Bu ozensizligi, eksik hali anlayamiyorum. Sanki ici
bos kadinin cok pahali yerlerden giyinip agir makyaj yapmasi gibi. Sadece disariya
guzel gozukme cabasi. Ama burasi ne olursa olsun bir “mutlak gorulecekler”
listesine eklenmeli. Hem de bir gun once Taj Mahal gormeme ragmen soyluyorum bunu..
Humayun’dan 20 dakika daha zar zor yuruyup metroya ulastik ve sonra dogruca Pahar Ganj. Aksam yemegini bulusup dordumuz yedik. Tam bir
gunluk avustralya aksani da beni yedi bitirdi. Aksam artik basim agrimaya
basladi. Bu nasil gevsek bir agizdir oyle.
Gunun yorgunlugu uzerime cokerken onlardan kacip biraz kafa
dinlemek ve sabah 6 trenine hazirlanmam lazim..
Delhi’yi, daha dogrusu buyuk sehri pek sevmedim galiba.. Hindistan’in
kelime karsiligini pek verdigi soylenemez. Sadece turistik mekanlari ve
yapilari gorup ayrilmak en iyisi. Yoksa insani, israrci riksaci ve tuktukculari
ile tam bir turist taciz merkezi. “Hayir”dan da anlamiyorlar.. en iyisi buralari hizlica gezip
fazla uzerinde dusunmemek.
Sirada Amritsar var..



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder