27 Ekim 2013 Pazar

Buyuksehir Calisiyor: Delhi

Rahat bir gece yolculugu (3 saat kadar ve 9 civari) sonunda Delhi’ye indim. Pahar Ganj’da  Agoda’dan tuttugum otelime giderken arkamdan seslenen bir kiz yardim isteyince beraber yurumeye basladik. Avustralya’li’ 3 senedir gezen bir fizyoterapistmis. Allahim bu ne kadar kotu bir aksan, ve ne kadar cok konusuyor. Once benim oteli bulduk, sonra onunla gidip kendisine yer ayarlamasina yardimci oldum. Kizin sevgili olan bir ingiliz cift arkadaslari da bize katilinca gidip gecenin 11:30’unda birer soguk bira ictik ve ardindan ertesi gunku uzun Delhi kosturmacasi icin uyku zamani.

Pahar Ganj tam turist mekani.  Her sey “Glokal” New Delhi tren istasyonunda inince tam karsiniza denk geliyor. O yuzden de iyi bir secim zaten. Cok fazla otel ve yemek secenegi mevcut. Ne ararsan var. ilk kez burada et gordum. Nefis sisler. Tavuk cevirmeler, alkol satan dukkanlar. Sanirim Mumbay ve Goa disinda kolay kolay da goremem. Belki biraz da guneyde..

Dunku 3’lu ile sabah bulusup Metro’ya atladik ve red fort’un (bu delhi’ninki) yakinina ulastik. Yerel bir dukkanda Dhal (pirinc, baharatli sebzeler ve chapatti kombinasyonu)ile kahvalti edip kizil kaleye girelim dedik. Burasi gercekten Agra’daki isimdasina gore cok daha gorkemli ve buyuk duruyordu. Ama girisin 250 R oldugunu (Hintliysen 10R) gorunce kirmizi kale hakkimizi kullandigimiza karar verip girmekten vazgectik. Dogruca Hindistan’in en buyuk camisine, Jama Masjid’e yuruduk. Allahtan ekipte kimsenin yurumekle ilgili derdi yok.  Cami gercekten cok guzel ve mutlaka gorulmesi gerekiyor. Iceriye kamera sokmak isterseniz 300 R daha vermeniz lazim o yuzden biz cekim yapmadik. Ayrica uzerinizi ve kadinlarda kafanizi kapatacak bir seyler (erkeklerde sort da yasak) de getirin. Yoksa onun icin de para istiyorlar. Sadece burada yasadigimiz bazi tatsizliklari ve ve musluman mahallesi hakkindaki goruslerimi kendime saklayayim. Ama bizden zor adam cikmasinin sebebini kapidaki gorevlilerde tum turistler bir kere daha gordu. Ben de acikcasi tum o yasananlar adina utandim. Burada yazmak istemiyorum detaylari..

Tadimiz kacarak camiden cikinca yuruyerek 1.5 km otedeki Ghandi anitina ugradik. Cok huzurlu, genis bahcelerle cevrili’ sehrin stresinden uzak tam bu ozel lidere uygun yerde bir saat kalip’ cimlerde uzanip keyif yaptik. Sonra yine 10 dakika yuruyup Ghandi muzesine gittik.

O kadar naïf, o kadar alcakgonullu bir yer ki burasi.. eski ve bakimsiz bile sayilabilir. Icerideki duvar yazilarinin bir bolumu elle yazilip yapistirilmis. Ghandi’nin hayatini, nasil bu yola ciktigini, Hindistan’in degisimini, buyuk yuruyusu ve suikastini yuzlerce fotograf ile belgesel tadinda izlemek mumkun. Filmi zaten cok derinden etkilemisti beni, bu kadar ozel bir lideri biraz daha yakindan tanimak cok guzel oldu. Ozellikle Hindistan’i birlestimek ve kalkindirmak icin baska bir devirde Mandela’nin Rugby’yi kullanmasi gibi o da iplik ormek makinelerini ve bunun isciligini temel almis. Toprak ile hayatini kazanan topluma biz herseyi kendimiz uretebiliriz, disariya bagimli olmamiza gerek yok  diyerek surekli iplik ormus ve bunu basinin gormesini saglamis. Hatta bazi organizasyonlar ve kongrelerin bayraklarinini bu makine ile sembollestirmis. Onun hayal edip yarattigi hindistanin bugun bambaska bir hhalde oldugunu gormek uzucu sanirim. Yine de kendi kendilerine yettikleri bir gercek. Ama sinif farkini ortadan kaldirmaya calismasina ragmen, tarihteki tum liderler ve denemeler gibi basarizi oldugu da kesin..

Yorucu bir muze deneyiminin ardindan ingilizlerin geri donmesi gerekti. )Kendi kanli tarihlerine baska topraklarda tanik olmak onlar icin de farkli bir deneyim olmali).. biz de avustralyali hatunla haritaya bakarak “yururuz yahu” dedigimiz Humayun’un Meazi’na 2 saatlik tabanvay yolculugu sonunda zar zor vardik (Delhi’yi bilenler deli diyorlardir muhtemelen). Bu kadar uzun surecegini tahmin etmemistik tabi ama ayaklarda da dermen kalmadi..

Gerci gorduklerimiz tum yorgunluga degdi. Humayun’un bahcesinin oldugu genis alan Taj Mahal gibi. Nefis bahcelerden, yine sincap ve papaganlarin arasindan, cok guzel camilerden gecipana yapiya ulasiyorsunuz. Buraya giris de 250 R idi (evet Hintli arkadaslara 10 R tabi ki) ama o kadar yuruyunce girmemzlik etmedik, iyiki de oyle yapmisiz. 




Yine cok zarif, yine cok hasmetli bir yapi ile karsilastik. Uzun uzun gezdik, bahcelerinde ayaklarimizi uzatip oturduk’ golgesinde soluklandik.. ve yine binanin ici ilkokul cocugunun cizimleri kadar siradandi. Bu ozensizligi, eksik hali anlayamiyorum. Sanki ici bos kadinin cok pahali yerlerden giyinip agir makyaj yapmasi gibi. Sadece disariya guzel gozukme cabasi. Ama burasi ne olursa olsun bir “mutlak gorulecekler” listesine eklenmeli. Hem de bir gun once Taj Mahal gormeme ragmen soyluyorum bunu..







Humayun’dan 20 dakika daha zar zor yuruyup metroya ulastik ve sonra dogruca Pahar Ganj. Aksam yemegini bulusup dordumuz yedik. Tam bir gunluk avustralya aksani da beni yedi bitirdi. Aksam artik basim agrimaya basladi. Bu nasil gevsek bir agizdir oyle.

Gunun yorgunlugu uzerime cokerken onlardan kacip biraz kafa dinlemek ve sabah 6 trenine hazirlanmam lazim..
Delhi’yi, daha dogrusu buyuk sehri pek sevmedim galiba.. Hindistan’in kelime karsiligini pek verdigi soylenemez. Sadece turistik mekanlari ve yapilari gorup ayrilmak en iyisi. Yoksa insani, israrci riksaci ve tuktukculari ile tam bir turist taciz merkezi. “Hayir”dan da  anlamiyorlar.. en iyisi buralari hizlica gezip fazla uzerinde dusunmemek.

 Sirada Amritsar var..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder